IEA Duyurdu: 40'tan Fazla Enerji Tesisi Yerle Bir Oldu

Orta Doğu’daki savaş, enerji cephesinde yıkıcı bir tablo ortaya çıkardı. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, çatışmalarda dokuz ülkede 40’tan fazla enerji varlığının ağır ya da çok ağır hasar gördüğünü açıkladı. Enerji altyapısına yönelik saldırıların küresel tedarik zincirinde uzun süreli kırılmalara yol açabileceği uyarısı yapılırken, gözler yeniden Hürmüz Boğazı’na çevrildi.

IEA Duyurdu: 40'tan Fazla Enerji Tesisi Yerle Bir Oldu

Orta Doğu’da savaş dördüncü haftasına girerken, çatışmanın en ağır faturalarından biri enerji altyapısında ortaya çıktı. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, bölgede dokuz ülkede 40’tan fazla enerji varlığının “ciddi” ya da “çok ciddi” şekilde zarar gördüğünü açıkladı. Birol, petrol ve doğal gaz sahaları, rafineriler ve boru hatlarında yaşanan yıkımın, savaş sona erse bile küresel enerji tedarikinde kalıcı aksamalara yol açabileceğini söyledi.

Çatışmaların giderek enerji savaşına dönüşmesi, piyasaları da sert biçimde etkiliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın açılmaması halinde İran’ın enerji altyapısını hedef alacağı yönündeki çıkışı sonrası tansiyon daha da yükseldi. İran ise buna karşılık, kendi enerji tesislerine saldırı olması durumunda ABD ve müttefiklerine bağlı bölgesel enerji altyapılarını vuracağını duyurdu. Bu karşılıklı tehditler, enerji piyasasında zaten yüksek olan kırılganlığı daha da artırdı.

Birol’dan Küresel Ekonomi İçin Kritik Uyarı

Fatih Birol’un açıklamaları, mevcut krizin yalnızca bölgesel değil, doğrudan küresel sonuçlar doğuracağına işaret ediyor. Associated Press’in aktardığına göre Birol, yaşanan enerji kaybının 1970’lerdeki petrol şoklarıyla 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı sonrası görülen doğal gaz krizinin toplamından bile daha ağır olduğunu söyledi. Aynı açıklamada, piyasadan çekilen petrol miktarının 11 milyon varili aştığı, doğal gaz tarafındaki kaybın ise 140 milyar metreküpe ulaştığı belirtildi.

Bu tablo, sadece petrol ve doğal gazı değil, petrokimya, gübre, kükürt ve helyum gibi sanayi için kritik ürünleri de etkiliyor. Reuters Breakingviews analizine göre özellikle Katar’daki LNG kapasitesinde yaşanan hasar ve bölgesel enerji altyapısının hedef alınması, onarım sürecini yıllara yayabilecek kadar derin bir kırılma yaratmış durumda. Bu da enerji krizinin kısa vadeli bir fiyat şokundan çok daha fazlası olduğuna işaret ediyor.

Hürmüz Boğazı Yeniden Krizin Merkezinde

Krizin kalbinde bir kez daha Hürmüz Boğazı bulunuyor. Reuters’a göre dünya enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si bu boğaz üzerinden geçiyor ve son günlerde geçişlerin neredeyse durma noktasına geldiği belirtiliyor. Birol da istikrar için en kritik adımın Hürmüz’ün yeniden açılması olduğunu vurguladı. Çünkü stratejik rezervlerin piyasaya sürülmesi geçici rahatlama sağlayabilir, ancak tedarik akışının normale dönmesi için boğazdaki trafiğin yeniden işlemesi gerekiyor.

İran tarafı ise Hürmüz konusunda geri adım atmıyor. Son açıklamalarda, İran’ın enerji tesislerine saldırı olması halinde boğazın tamamen kapatılabileceği ve Körfez’deki enerji altyapısının daha geniş çapta hedef alınabileceği mesajı verildi. Bu da enerji savaşının artık yalnızca üretim sahalarıyla değil, taşıma hatları ve sevkiyat yollarıyla da doğrudan ilgili hale geldiğini gösteriyor.

Rekor Rezerv Devreye Alındı Ama Yetmeyebilir

Uluslararası Enerji Ajansı, mart ayı başında arz şokunu hafifletmek amacıyla 400 milyon varil stratejik petrol rezervinin piyasaya sürüleceğini açıklamıştı. Ancak Birol, savaşın uzaması halinde bunun yeterli olmayabileceğini ve yeni rezerv adımlarının da gündeme gelebileceğini söyledi. Mevcut tablo, rezerv kullanımının fiyatları dengelemek için önemli olduğunu gösterse de, asıl sorunun enerji altyapısındaki yıkım ve taşıma hatlarındaki riskten kaynaklandığı anlaşılıyor.

Reuters’ın haberine göre petrol fiyatları bu gerilimle birlikte yeniden sert yükseldi. ABD ham petrolü yüzde 3’ün üzerinde artışla 101 doların, Brent petrol ise 113 doların üzerine çıktı. Bu da enerji piyasasının, çatışmadan gelen her yeni habere çok sert tepki verdiğini ortaya koyuyor.

Asya İlk Cephede, Etki Küresel

Birol’un dikkat çektiği bir başka nokta da Asya’nın bu krizin ön hattında yer alması. Çünkü bölge ülkeleri, Orta Doğu’dan gelen ham petrol ve LNG’ye büyük ölçüde bağımlı durumda. Özellikle Çin gibi büyük enerji tüketicilerinin ihracat ve tedarik kararları da zincirleme etki yaratabiliyor. Bu nedenle savaşın etkisi yalnızca Körfez ülkeleriyle sınırlı kalmıyor; Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada enflasyon, üretim maliyeti ve lojistik baskısı oluşturuyor. Bu çıkarım, Birol’un açıklamaları ve haber akışındaki enerji tedarik vurgusuna dayanmaktadır.