Orta Doğu’da enerji savaşı büyüyor: 5 ülkede 8 tesis hedef alındı
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Körfez’deki kritik enerji tesislerini hedef alması, küresel petrol ve doğalgaz piyasalarında büyük bir sarsıntı yarattı. Beş Arap ülkesinde vurulan tesisler, üretimden sevkiyata kadar enerji zincirini etkilerken fiyat baskısını da hızla artırdı.
Orta Doğu’da enerji gerilimi küresel piyasayı vurdu
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan yeni gerilim, kısa sürede yalnızca askeri alanda değil, küresel enerji piyasalarında da ağır sonuçlar doğurdu. 28 Şubat’tan bu yana İran’ın misilleme saldırılarında 5 Arap ülkesinde toplam 8 kritik enerji tesisi hedef alındı. Bu saldırılar, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Kuveyt’te enerji üretimi ve sevkiyatı açısından büyük öneme sahip noktalara yöneldi.
Bazı tesislerde yangın çıktı, bazı noktalarda maddi hasar oluştu, bazı işletmelerde ise faaliyetler geçici olarak durduruldu. Kimi şirketler de yaşanan riskler nedeniyle “mücbir sebep” ilan ederek üretimi sınırlama yoluna gitti. Yaşanan gelişmeler, zaten kırılgan olan enerji dengesi üzerinde yeni bir baskı yarattı.
BAE’de iki kritik tesis hedef oldu
Birleşik Arap Emirlikleri, 19 Mart’ta Habşan Doğal Gaz Tesisi ile Bab Petrol Sahası’nı hedef alan füze saldırılarının engellendiğini açıkladı. Ancak müdahale sırasında düşen şarapnel parçaları nedeniyle Habşan Doğal Gaz Tesisi’ndeki faaliyetler durduruldu.
Habşan Tesisi, ülkenin günlük doğalgaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’ini karşılayan ve dünyanın en büyük gaz işleme merkezleri arasında gösterilen bir tesis. Bab Petrol Sahası da BAE ekonomisi açısından kritik önemde yer alıyor. Bu nedenle saldırı girişimi, doğrudan üretim ve arz güvenliği başlığında endişe yarattı.
Katar’daki Ras Laffan saldırısı dikkat çekti
Katar Savunma Bakanlığı, 18 Mart’ta ülkenin kuzeyindeki Ras Laffan Sanayi Bölgesi’ne bir füze düştüğünü ve bunun LNG ile doğalgaz sıvılaştırma tesisinde yangına yol açtığını duyurdu. Yangının kısa sürede kontrol altına alındığı belirtildi. Ancak saldırının ardından tesisler için “mücbir sebep” ilan edildi.
Ras Laffan, dünya LNG arzının yaklaşık beşte birini karşılayan son derece stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor. Qatar Energy CEO’su Saad bin Şeride el-Kaabi, saldırının ardından yaptığı açıklamada Avrupa ve Asya’ya yapılan enerji arzının etkilenebileceğini söyledi. Kaabi, zarar gören ünitelerin Katar’ın LNG ihracatının yaklaşık yüzde 17’sini temsil ettiğini, saldırıların ihracat kapasitesini aynı oranda düşürdüğünü ve yıllık yaklaşık 20 milyar dolarlık gelir kaybına neden olduğunu ifade etti. Ayrıca büyük hasarın onarımının 5 yıla kadar sürebileceğini belirtti.
Bahreyn’de mücbir sebep kararı alındı
Bahreyn Petrol Şirketi BAPCO, 5 ve 9 Mart’ta gerçekleşen İran kaynaklı saldırıların ardından faaliyetlerinde mücbir sebep ilan etti. İlk saldırıda rafineri birimlerinden birinde sınırlı bir yangın çıktı, ancak operasyonların genel akışı korundu. 9 Mart sabahı gerçekleşen ikinci saldırıda ise BAPCO’ya bağlı bir rafineri ünitesi doğrudan hedef alındı.
Şirket, yerel pazarın ihtiyaçlarının önceden hazırlanan planlar doğrultusunda güvence altına alındığını ve iç tedarikte herhangi bir kesinti yaşanmadığını açıkladı. Buna rağmen saldırılar, Bahreyn’in enerji altyapısının da artık doğrudan risk altında olduğunu gösterdi.
Kuveyt’te rafinerilere İHA saldırısı
Kuveyt’te 19 Mart’ta, Abdullah ve Ahmedi limanlarındaki iki rafineri insansız hava araçlarının hedefi oldu. Çıkan yangınların kısa sürede kontrol altına alındığı açıklandı. Ancak ülke, hem İran kaynaklı tehditler hem de Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri nedeniyle petrol üretimi ve rafinajda kısmi düşüş uygulamaya başladı.
Bu adım, fiziksel hasarın ötesinde, saldırıların psikolojik ve stratejik etkisini de ortaya koydu. Çünkü bazı ülkeler fiilen büyük kayıp yaşamasa bile olası yeni saldırılar nedeniyle üretim planlarını değiştirmeye başladı.
Suudi Arabistan’da rafineriler hedef alındı
Suudi Arabistan’da da enerji tesisleri İran’ın misilleme hattında yer aldı. 19 Mart’ta Yanbu Limanı’ndaki Samref Rafinerisi’ne yönelik bir İHA saldırısı girişimi yaşandı. Daha önce 2 ve 4 Mart’ta da benzer saldırı girişimlerinin olduğu, bazı ünitelerin zarar gördüğü ancak enerji arzında ciddi bir aksama meydana gelmediği bildirildi.
Öte yandan Dammam’daki Ras Tanura Rafinerisi’ne 2 Mart’ta düzenlenen İHA saldırısı girişiminin engellendiği açıklandı. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el-Maliki, müdahale sırasında düşen parçaların sivil yerleşim alanlarına yakın bölgelerde küçük çaplı hasara ve rafineride yangına yol açtığını, ancak herhangi bir sivil yaralanması yaşanmadığını söyledi. Yerel kaynaklar da saldırı sonrası tesiste geçici önlemler alındığını aktardı.
Hürmüz etkisi tedarik zincirini sarstı
Saldırıların en büyük sonucu, dünya petrol arzının önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı çevresindeki nakliyede yaşanan aksama oldu. Sadece tesisler değil, sevkiyat güvenliği de risk altına girince piyasalar çok hızlı tepki verdi. Saldırıların ardından gelen günlerde petrol ve doğalgaz fiyatlarında sert yükselişler görüldü.
Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi, saldırıların sürmesi halinde petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara kadar çıkabileceğini söyledi. Bu açıklama, piyasadaki tedirginliği daha da artırdı. Çünkü yaşanan kriz artık yalnızca bölgesel bir çatışma değil, küresel enerji arzını etkileyen çok katmanlı bir güvenlik sorunu olarak görülüyor.
Krizin arka planı
İsrail ve ABD, 28 Şubat’ta, Tahran ile Washington arasında müzakereler sürerken İran’a yönelik askeri saldırı başlattı. Bunun ardından İran da hem İsrail’i hem de bölgede ABD üslerinin bulunduğu Katar, BAE ve Bahreyn başta olmak üzere bazı ülkelerde seçtiği hedefleri vurarak karşılık verdi.
Gelinen noktada çatışmanın etkisi yalnızca askeri cepheyle sınırlı kalmadı. Enerji altyapısı, deniz taşımacılığı, üretim güvenliği ve fiyat dengesi aynı anda baskı altına girdi. Bu nedenle Orta Doğu’daki yeni gerilim, dünya ekonomisinin en hassas alanlarından birini doğrudan sarsmış durumda.