Fidan’dan savaş uyarısı: Körfez’de gerilim daha da büyüyebilir

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında olduğunu belirterek mevcut durumun sürmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalabileceklerini söyledi. Fidan, savaşın seyrinde ABD’nin tutumunun belirleyici olacağını vurgularken son yoğun saldırılar sonrası bölgede riskin daha da arttığını ifade etti.

Fidan’dan savaş uyarısı: Körfez’de gerilim daha da büyüyebilir

Bakan Fidan’dan Körfez için kritik uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan temaslarının ardından yaptığı değerlendirmede, Körfez ülkelerinin mevcut tablonun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalabileceğini söyledi. Fidan, son saldırıların bölgedeki tansiyonu daha da yükselttiğini belirterek, “Risk arttı” mesajı verdi.

Bakan Fidan’ın açıklamaları, savaşın yalnızca iki taraf arasında kalmayabileceği ve daha geniş bir bölgesel güvenlik krizine dönüşebileceği yönündeki kaygıları yeniden öne çıkardı. Türkiye’nin bu süreçte diplomatik zeminleri işletmeye devam edeceğini belirten Fidan, uzun süreli ve tüm bölgeyi içine çekecek bir savaş ihtimalini istemediklerini vurguladı.

“Savaşın süresinde ABD’nin tutumu belirleyici olacak”

Fidan, savaşın ne kadar sürebileceğine ilişkin soruya verdiği yanıtta, Körfez ülkelerinde çatışmanın iki ila üç hafta daha sürebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldığını aktardı. Ancak burada asıl belirleyici unsurun ABD’nin tutumu olacağını söyledi. Fidan’a göre İsrail, Washington üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes ya da kısa sürede barış ihtimalini zayıflatmak isteyebilecek.

Bakan Fidan ayrıca, ABD ile İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaşmaya başladığına dair değerlendirmelerin arttığını ifade etti. Ona göre bu ayrışma, savaşın daha da uzaması sonucunu doğurabilir. Bu tespit, bölgedeki askeri tablonun yalnızca sahadaki gelişmelerle değil, Washington-Tel Aviv hattındaki stratejik uyumla da yakından bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

Kısa ateşkes ve müzakere ihtimaline dikkat çekti

Fidan, mevcut şartlarda savaş sürerken müzakere seçeneğinin çok olası görünmediğini söyledi. Buna karşın kısa süreli bir ateşkes ilan edilmesi halinde, bu ara dönemde müzakere başlatılması ve sonuç alınamazsa tarafların yeniden savaşa dönmesi gibi bir senaryonun da masada tutulması gerektiğini dile getirdi.

Bu değerlendirme, diplomasinin tamamen kapanmadığı ancak sahadaki askeri mantığın şimdilik daha baskın olduğu yönünde okunuyor. Fidan’ın sözleri, kısa süreli ateşkeslerin bile kalıcı barıştan çok taktiksel duraklamalara dönüşebileceği endişesini yansıtıyor.

“Körfez ülkeleri saldırılar karşısında sorgulama içinde”

Bakan Fidan, Körfez ülkelerinin İran’a askeri karşılık verme ihtimaliyle ilgili soruya da dikkat çekici yanıt verdi. Körfez başkentlerinin, bu savaşın çıkışında kendilerinin bir rolü olmadığını düşündüğünü, buna rağmen yoğun saldırı altında kaldıklarını söyledi. Fidan’a göre bu ülkeler, kendilerine yönelen saldırıları haksız saldırılar olarak görüyor ve buna karşı bir cevap verme baskısı hissediyor.

Fidan ayrıca, Körfez ülkelerinin daha en başından hava sahalarını ve kendi topraklarındaki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını açıkladıklarını, yani savaşın parçası olmak istemediklerini hatırlattı. Buna rağmen İran’ın yalnızca askeri üsleri değil, sivil altyapı ve ekonomik hedefleri de kasıtlı biçimde vurduğunu düşündüklerini aktardı. Bu yüzden bölgedeki güvenlik algısının sert biçimde bozulduğunu söyledi.

Riyad toplantısı için “ortak akıl arayışı” dedi

Fidan, 19 Mart’ta Riyad’da düzenlenen toplantının tek gündeminin, İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları karşısında ortak değerlendirme yapmak olduğunu anlattı. Toplantıya savaştan doğrudan ya da dolaylı etkilenen bölge ülkelerinin katıldığını ve masada “ortak bir akıl arayışı” bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin bu toplantıda ilkesel çizgisini koruduğunu vurgulayan Fidan, hem İsrail’in saldırganlığı ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yayma yönündeki eylemlerine karşı çıktıklarını kaydetti. Ayrıca Riyad’daki ortak açıklamaya, İsrail’in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolü ile bölgedeki yayılmacı çizgisinin yarattığı tehdide dair vurguların girmesini sağladıklarını söyledi.

Türkiye’nin çizgisi: Diplomasi, istikrar ve açık tutum

Fidan, savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını söylediklerini de aktardı. Ankara’nın başından beri ikircikli bir tavır takınmadığını, hem İran’a yapılanı hem de Körfez ülkelerine yapılanları açık şekilde yanlış bulduğunu vurguladı. Türkiye’nin hem teşhislerinin hem de çözüm önerilerinin kıymetli görüldüğünü ifade etti.

Bakan Fidan’ın verdiği genel mesaj net: Savaş uzarsa Körfez’de askeri ve siyasi denge daha da bozulabilir, karşı önlem ihtimali büyüyebilir ve bu da bölgesel savaşı derinleştirebilir. Türkiye ise bu senaryonun önüne geçmek için bölgesel girişimleri ve tüm diplomatik kanalları kullanmayı sürdürecek.