Faik Öztrak'tan CHP Yönetimine Sert Çıkış: “Makamlarından Vazgeçmeyenler Var”

Yaklaşık üç yıldır siyasi polemiklerden uzak kalan CHP'li Faik Öztrak, mahkemenin CHP'ye ilişkin “mutlak butlan” kararının ardından sessizliğini bozdu. Öztrak'ın, Özgür Özel yönetimine yönelik eleştirilerinde kullandığı ifadeler parti içinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Faik Öztrak'tan CHP Yönetimine Sert Çıkış: “Makamlarından Vazgeçmeyenler Var”

Uzun Süren Sessizliğini Bozdu

CHP'de 2007 yılından bu yana milletvekilliği yapan Faik Öztrak, 2023 yılında gerçekleştirilen 38. CHP Kurultayı sonrasında kamuoyunda daha az görünür hale gelmişti.

Yaklaşık üç yıldır siyasi tartışmaların dışında kalan Öztrak, CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararının ardından yeniden gündeme geldi.

Özgür Özel Yönetimini Hedef Aldı

TBMM'de düzenlediği basın toplantısında konuşan Öztrak, CHP yönetimine yönelik dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Parti içindeki gelişmelere değinen Öztrak, bazı isimlerin görev ve makamlarını bırakmak istemediğini ima eden açıklamalar yaptı.

Öztrak'ın özellikle “makamlarından bir türlü vazgeçmeyenler” ifadesi, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı ve sözlerin CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile mevcut parti yönetimine yönelik olduğu yorumlarına neden oldu.

“Partimiz de Bu Süreçten Payını Alıyor”

Açıklamalarında Türkiye'deki siyasi sisteme de değinen Öztrak, yaklaşık sekiz yıl önce tek kişilik yönetime geçildiğini savunarak şu değerlendirmede bulundu:

“Otoriter rejim, zorbalar rejimine dönüşüyor. Bu siyasette kaosa neden oluyor. Partimiz de bundan payına düşeni fazlasıyla alıyor.”

Bu sözler, CHP içindeki yönetim tartışmalarının yeniden alevlenebileceği şeklinde yorumlandı.

Gözler CHP'deki Yeni Sürece Çevrildi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP'ye ilişkin verdiği karar sonrası parti içindeki dengeler yeniden tartışma konusu olurken, Faik Öztrak gibi uzun yıllardır partide görev yapan isimlerin yapacağı açıklamalar yakından takip ediliyor.

Öztrak'ın sessizliğini bozarak yaptığı çıkış, CHP'de önümüzdeki dönemde yaşanabilecek yeni siyasi tartışmaların işareti olarak değerlendiriliyor.

Öztrak, şunları kaydetti:

"Mahkeme, CHP'nin 38. Olağan Genel Kurultayı'nı iptal etmiştir. Dönemin yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırmıştır. Önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmesine karar vermiştir. Bu kararla ilgili olarak alınan tedbir neticesinde de Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'nin Genel Başkanı'dır. Partimize daha fazla yargı müdahalesine yol açmamak, bir an evvel iktidar yürüyüşümüzü başlatmak için mevcut yönetimle birlikte sorunları kendi içimizde istişare ederek çözmemiz gerekir. Gerginliğin, partiyi kutuplaştırmanın, çok başlılığın, seçim kazanmak için partimizi bölmekten başka çaresi kalmayan tek adamın dışında kimseye faydası yoktur. Mahkemenin tedbir kararının kalkması ve yapacağımız kurultayların kanuna karşı hile sayılmaktan çıkmasının ardından sağlıklı bir kurultay sürecinin başlatılmasına, bütün partililerimizin katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum.

Partimizin içinden geçmekte olduğu bu sıkıntılı sürece, dönemin yönetiminin 2024'ten sonra yaptığı hataların da önemli katkısı oldu. 2024 yerel seçimlerinde halkımız CHP'yi birinci parti yaptı, sarayın meşruiyetine sandıkta büyük bir darbe vurdu. Ancak partimizin o dönemdeki yöneticileri her ne hikmetse hemen seçim istemek yerine milletin ekmeğine kan doğrayan tek kişilik rejimin müellifi rakip partinin genel başkanı Erdoğan ile normalleşmeyi tercih ettiler. Ayağına kırmızı halı serdiler, partimizin gönderine sarayın forsunu çektiler. Mecliste milletvekillerimizin kendisini ayakta selamlamasını istediler. Bunları yaparken de milletvekili grubumuza hiç danışmadılar. Delegenin iradesinin fesada uğratıldığı iddiasıyla yargının yok hükmünde dediği 38. Olağan Kurultay'da iş başına gelen parti yönetimi tüm partilileri kucaklamak yerine, 'kurultayda bana oy verenler, oy vermeyenler' diye bölmeyi, kutuplaştırmayı tercih etti. Milletvekili grubumuz hep dışlandı. Kurultaydan sonra geçen 2,5 yılda pek çok kriz yaşandı, buna rağmen milletvekillerinin görüşlerini dile getirdiği kapalı grup toplantısı sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Parti yönetimindekiler milletvekillerinin fikirlerinden çok dokunulmazlıklarına ihtiyaç duyduklarını dile getirmekten çekinmediler.

"PARTİYİ ERKEN REKABETE SOKTU"

Hemen seçim istemeyeceğini açıklamasına rağmen cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecini erken başlatıp, partiyi erken rekabete soktu. Parti kötü yönetildi. Sonunda yönetim kendini mahkeme kararıyla kendini görevden aldırmayı da becerdi. Partilerinin genel başkanını pervasızca suçluyor, yuhalatıyorlar. Önceki yönetimin yaptığı hatalar sarayın ekmeğine yağ sürdü. Mazisi asrı aşan bir partinin laf oyunlarıyla değil şeffaflıkla yönetileceğini unuttu. Bunu yapmamanın sonuçlarını Manavgat'ta, Uşak'ta gördük. Belediye başkanlarına önce sahip çıkıldı, sonra da kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi. CHP hepimizin baba evidir ama hiçbirimizin babasının dükkanı değildir. Dönemin genel merkez yönetimi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili iddiaları reddetmeyi partimizin yegane gündemi haline getirdi. Halkımızın yoksulluğunu, hayat pahalılığını, işsizliğini, dışlanmışlığını ıskalamamıza sebep oldu. Meclis grubumuzu yönetenler de iktidarla uyum içinde oldular, kritik yasa teklifleri engellenmedi. Art arda yapılan mitingler sarfedilen çaba bakımından takdire şayan olmakla birlikte maalesef etkisiz kaldı. Belediye başkanlarımızın tutuklanmasına, bir kısmının da iktidar partisi tarafından transfer edilmesine engel olunamadı. Partimizi bölmek isteyenlere ve AK Parti'ye geçen 17 belediye başkanına sesleniyorum: Siyasetin en temel ahlak kuralıdır. Nerede soyunduysan, orada giyineceksin.

'MAKAMLARINDAN BİR TÜRLÜ VAZGEÇEMEYENLER...'

Kendini mahkemede yok saydıran yönetim, atari salonunda oyun oynar gibi siyaset yaptı. Oyunu kaybettikçe jeton atıp yeniden devam edeceğini sandı. Önceki genel başkanlarını düşmanlaştırararak parti içindeki hakimiyetlerini sağlamak adına en fazla kullandıkları jeton da butlan tehdidi oldu. Atatürk'ün koltuğunda oturan yönetimin, mahkeme kararıyla görevden alınabileceği düşüncesini millet nezdinde sıradanlaştırdılar. 'Mahkeme şöyle, önceki yönetim böyle' diyenlere sorarlar: En yakınlarınızın kurultayda delegenin iradesini satın almak için operasyon yaptıklarına dair itiraflarını nereye koyacağız. İradesini fesada uğratmak için delegeye kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı iddialarını ne yapacağız? Seçim ve oylamalara hile karıştırıldığı hususunu yok mu sayacağız? Butlanın başımıza gelmesinde bu işlere bulaşarak partiyi yargı müdahalesine açık hale getirenlerin hiç mi suçu yok.

Asırlık çınarımızı, baba evimizi böyle mi savunacağız. Makamlarından, ünvanlarından bir türlü vazgeçemeyenlerin, şimdi de Mecliste paralel genel merkez oluşturarak partiyi nasıl tahrip etmeye çalıştıklarını ibretle izliyoruz. Baskın bir kapalı grup toplantısı düzenleyerek kendisini Grup Başkanı seçtirmek, butlan kararını tanıyıp artık genel başkan olmadığını kabul etmektir. Bunu kabul ettikten sonra genel başkanlık makamını işgal etmenin, çok başlı bir görüntü vermenin neresi partililik? Önceki yönetimin başı artık genel başkan olmadığını kabul etmişken, yönetimin diğer mensuplarının eski ünvanlarını kullanarak TBMM Grubu'nda genel merkeze alternatif yönetim oluşturması neyin nesidir.

"KAVGALI EV GÖRÜNTÜSÜNÜ BİTİRMELİYİZ"

Bu karmaşanın, parti içindeki bu gerilimin saray yönetiminin dışında kime ne yararı var. AK Parti Genel Başkanı'nın ayağına kırmızı halı serenlerin, kendi partilerinin genel başkanının milletvekili grubuna hitabını engellemesi de ne oluyor? Butlan kararı kesinleşip tedbir kalkmadığı sürece, davayı konusuz bırakacak şekilde yeni bir kurultay toplanmasını kanuna karşı hile olduğunu bile bile 'hemen kurultay' diyip iş başındaki yönetimi hedef göstermenin kime faydası var. Bir taraftan kurultay derken, butlan kararı kesinleşirse siyasi kariyerlerinin ne hale geleceğini gören yöneticilerin Yargıtay'a temyiz dilekçeleri vererek süreyi uzatmaları, kurultay talebinde ne kadar samimi olduğunu ortaya koymaktadır.

Genel Başkanlık koltuğunda oturan bir kişinin, belediye başkanlarından elden para aldığı, makam araçlarının belediye parasıyla tefriş edildiği, adaylık için rüşvet alındığı iddiaları, seçilmişlerin özel hayatlarına ilişkin görüntüler de partimizin kamuoyunda ciddi şekilde sorgulanmasına yol açıyor. Atatürk'ün kurduğu CHP'de bu iddialar asla kabul edilemez. Sessizlikle, laf ebeliğiyle geçiştirilemez, üstü örtülemez. Partimizin kirletilmesine ve çok başlılığa öncelikle milletvekili grubumuz izin vermez.

CHP'liler kişisel hırsları uğruna partilerini kendilerine siper etmez. Hiçbir CHP'li, Atatürk'ün emaneti olan partimizi sırtından atılması gereken bir bagaj olarak görmez, alternatif parti kurmayı içine sindiremez. Mağduriyete sığınarak CHP'den kaçış planları yapanları milletimiz er geç görür. Yaptıkları hatalarla partimizin yoluna koskoca bir kaya yuvarladılar. Bunu yapanlar olmak üzere herkes taşın altına elini koymalıdır, bu kayayı yolumuzdan kaldırmalıdır. 

Yarınki grup toplantımızın partimizin birliğini, dirliğini sağlamakta bir milat olması gerektiği kanaatindeyim. CHP'nin iktidar yürüyüşünü birbirimize kenetlenerek yeniden başlatma zamanıdır. Bu bataklıktan hızla çıkmak için kavgalı ev görüntüsünü bitirmeliyiz."

Kaynak: Haber Merkezi