Yenilenen Pandemi Döneminde Eğitim Hizmetleri Nasıl Olmalı?

Pandemi sürecinde eğitim hizmetlerin nasıl olması gerektiği hakkında yazılmış kaliteli bir makale.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 hastalığı başta sağlık sektörü olmak üzere turizm, eğitim gibi milyonları etkileyen sektörlerde sorunlar yaratmıştır. Çin’nin Wuhan kentinden başlayıp tüm Dünya ülkelerinde etkisine rastlanan Covid-19 eğitim sektörünü yakından etkilemiş milyonlarca öğrenciyi ve bu öğrencilerin velilerinin kafalarında sorular oluşturmuştur. Dünya çapında 5.5 milyondan fazla kişiye bulaşan hastalığın seyrine bakıldığında Türkiye’nin içinde bulunduğu bazı ülkelerde salgın neredeyse kontrol altına alındığı görülüyor. Toplumun normal yaşamına geri dönmesi için devletin yapması gerekenleri uzman ekiplerce planlamaya başladığını ve kademe kademe planların uyguladığı görülmektedir. Tüm Dünya ülkelerine olduğu gibi ülkemizde de eğitim Covid-19 salgınından oldukça fazla etkilendi. Devlet yetkilileri önlem olarak ilk önce bütün okulların kapanması kararını aldılar. Aradan geçen çok kısa süre sonrasında EBA (Eğitim Bilişim Ağı) ve EBA TV aracılığı ile dersler anlatılmaya başlatıldı. Eğitim-öğretimin devam edebilmesi için öğretmenler ve yöneticiler üstün çaba gösterdiler. Sürekli alınan geri bildirimler ve doğru planlamalar ile uzaktan eğitim sürecini etkili bir şekilde yürütüldü.

Covid-19 etkilerini hala tüm dünyada göstermektedir bu yüzden eğitim başta olmak üzere birçok sektörde dijital dönüşüm ile karşı karşıyayız. Uzaktan öğretim pandemi süreci öncesinde sadece yükseköğretimde yaygınlaşmışken, bu alan artık ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri içinde yaygın hale gelecektir. Pandemi sürecinde yenilikçi ve bir o kadar da hızlı adımlar atılmalıdır. Öğrenme sürecini devam ettirmek için bu süreçte sürekli aktif olunmalıdır. İşbirlikçi çalışmanın önemini bu zor süreçte daha iyi anlama fırsatı yakaladık. Sosyal medya aracılığı ile insanların deneyimlerini dinleme fırsatı edindik. Dijital dönüşümlerin eğitim için ne kadar önem teşkil ettiğini ve okullara gitmeden de eğitimin yapılabileceğini fark etmiş olduk. İlkokuldan üniversiteye kadar tüm öğrencilerin uzaktan öğretim süreci yönetebilmek için öğretmenlerin dijital becerilere sahip olması gerektiği pandemi sürecinde öğrenmiş olduk.

Bu zor pandemi sürecinde iş yükü en çok artan meslek grubunun başında öğretmenlerin geldiği aşikardır. Birçok öğretmenin daha önce deneyimlemediği bir süreçte öğrencilere bilgi ve deneyimlerini aktarmaya çalışmıştır. Uzaktan eğitim sürecinde yaşanan çok fazla çalışma kâğıdı, ödev gönderileme durumu, öğrencilerin uzun süre ekran karşısında kalma durumu çocukların çalışma isteklerinin azalmasına neden olmaktadır. Karantina dönemini bir engel olarak görmeyip yeni şeyler öğrenme fırsatı haline getirecek çalışmaların planlaması gerekmektedir. Gerekli materyali olmayan öğrencileri de unutmayıp çevrimiçi öğrenme ve ekran önü öğrenme arasındaki ayrım yapılabilmelidir. Süreçte öğrencilere iş birliğine dayalı profesyonel eğitimlerin yanı sıra aile içi ilişkileri geliştirecek oyunlar sunulmalıdır. Öğrenme zorluğu yaşayan öğretmeninin daha fazla ilgisine ve zamanına ihtiyacı olan öğrenciler belirlenmeli yapılan çalışmalarda onlar hedeflenmelidir. Pandemi sürecinde öğretmenlerin refahı göz ardı edilmemelidir.

Devam eden pandemi sürecinde bazı derslerin uzaktan eğitimle yapılması düşünülebilir. Özellikle öğrencinin okuyarak sadece bilgi edinmek amaçlı başarabileceği dersler ya da derslerin bazı konuları dijital çözümler ile okullara gitmeden uzaktan eğitim aracılığı ile yapılabilir. Dünya’nın yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitimin karma şekilde planlandığı eğitim modeline doğru gittiğini söylersek yanılmış olmayız. Fabrikasyon üretim için kurgulanan bireysel farklılıkları ve gereksinimleri görmezden gelen sanayi toplumunun ürünü okulların döneminin geçmiş olduğunu artık görüyoruz. Öğrenciyi sınıfa mahkûm etmek kabul edilebilir bir uygulama olmamakla birlikte eskimiş bir eğitim sistemidir. Okul sadece dört yanı duvar tepesinde çatı olan bir yer değildir. Okul bilginin olduğu her yerdir. Öğrencilerin bilgi teknolojiklerini etkin kullanabilecekleri ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bireyselleştirilmiş programlarla öğrendikleri akademik gelişmeleri EBA (Eğitim Bilişim Ağı) aracılığı ile ulaşmalıdır. Rehberlik sistemleri ile öğrenme eksiklikleri giderilmeli, bilginin yanında bazı becerilerin sanal ortamda eğitim ile kazandırılması gerekmektedir. Bazı derslerin normal zamanlarda da uzaktan yapılabileceği okula gitmeye gerek kalmadan konuların öğrenilebileceği okulunda bazen eve gelebileceği günler bizi bekliyor.

Şüphesiz ki pandemi sürecinde en fazla etkilenen kişiler başında öğrenciler gelmektedir. Bu yüzden öğrencileri ev ödevleri, çalışma kağıtları ve etkinliklerle boğmamak gerekmektedir. Çocuklar ailesi ve öğretmeni rehberliğinde kendi oluşturduğu programlar ile zihinsel becerilerini akademik becerilere dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Pandemi süreci devam ettiği sürece yetkililere ve öğretmenlere büyük görev düşmektedir. Günlük vaka sayılarının durumu hibrit eğitim modelinin zamanının geldiğini gösteriyor. Öğrencinin ilgi ve yeteneklerine göre tasarlanan hibrit eğitim mobelini eğitim sistemine adapte etmek yine yetkililerin ve öğretmenlerin görevidir. Yaşadığımız bu zor süreç günledik hayatımızı oldukça fazla etkiledi ve dijitalin önemini internetten alışveriş yaparken bile görmüş olduk. Dijital dünyanın gücü pandemi bitse dahi devam edecektir. Bu yüzden vaka sayıları sıfıra bile inse hibrit eğitim modeli benimsenmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023 Eğitim Vizyonunda açık şekilde ifade ettiği gibi tek kanatla uçmak mümkün değildir. Öğrencilerimizi bir yandan çağın gerekliliği dijital çağa hazırlamalıyız diğer yandan öğrencilerin öz değerlerine sahip çıkması ve unutmaması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu yüzden ‘yeni dünyada’ kendi kimliğini koruyan yeni dijital çağa hazır çocuklar yetişilmesi için MEB gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Yazılar

Başka Yazı Yok