Yüksek Ben Bilinci Karma ve Reenkarnasyon

Yüksek Ben Bilinci Karma ve Reenkarnasyon

Bilincin tam olarak ne olduğu dünyadaki insanların büyük çoğunluğunun çözüme kavuşturamadığı bir olgudur.

Bilinci tanımlayabildiğimizde, yüksek ben ve akabindeki büyük gizlerin perdeleri de aralanacak. Bu makalede, edindiğimiz bilgiler ışığında bilinç, yüksek ben kavramlarını açmak istiyoruz. Bilinci tanımladığımızda ruh kavramını da tanımlamış olacağız. Ondan sonra da yüksek benlik kavramını ve benliğin ölümsüzlüğünü daha iyi ortaya koymuş olacağız.

Bilinç Kavramı

Dış dünyadan aldığımız görüntüler, sesler, hisler ve 5 duyumuza hitap eden tüm algılar, zihnimizde kayıt ediliyor. Söz gelimi bir portakala baktığımızda, bu portakalın rengi, yuvarlak yapısı, kabuktaki hafif kavisler ve çukurlar zihin ekranımızda belirir. Ancak bu görüntü nerede ortaya çıkıyor? Birçok kişi, beynimizde diye cevap verecektir. Hayır! Beynimizde bir portakal resmi yoktur. Beyni ameliyatla açtığımızda göreceğimiz şey, sinirler ve et-damar parçaları olacaktır. Portakalın görüntüsünü bulamayız. İşte burada, portakalı gören gücün/ varlığın peşine düşmemiz gerekiyor. Gerçekte, portakaldan yansıyan ışınlar göze gelir ve oradan beynin içindeki ilgili noktaları harekete geçirerek bir görüntü oluşturur. Ama bu görüntüyü gören ve yorumlayan kimdir? Bu soruyu geçiştirmeden, üzerinde aylarca düşünmenizi tavsiye ediyoruz. Bu portakalı kim görüyor? Gözlerimizi kullanan kim? Gözlerin arkasından bakan ve gören hatta yorumlayan kim? Görüntüler nerede oluşuyor? Bilge insanlar, bu soruya bin yıllar önce cevap verdiler. Dünyada gördüklerimiz, yaşadıklarımız, üzüntülerimiz, sevinçlerimiz hep bilinç alanı adı verilen bir alanda görüntüleniyor. Bu alana yansıyan her eylem –görüntü öz adı verilen gizemli bir güç ( enerji) tarafından yorumlanıyor. Bu öz, ruh olarak da adlandırılabilir. Bu varlık, bedene bağımlı değildir, bedeni araç olarak kullanıp, kaba fiziksel alemde olup biten her şeyin kayıt edildiği bilinç alanında izleme eylemini yapar. Beden öldüğünde yani işlevini kaybettiğinde, bilinç alanı varlığını devam ettirir. Onu izleyen ruh da varlığını devam ettirir. Ancak bilinç alanı, dünyaya gelen insanların hayatları boyunca yaptıkları –gördükleri şeylerle dolup taşar. Her bir bireyin deneyimleri, kendi bilinç alanında kayıt edilir.  Tüm bu küçük bilinç alanları ise, kozmik bilinç alanı havuzunda toplanır. Söz gelimi Newton yer çekimi kanunu kendi başına yaratmadı ya da uydurmadı. Bu kanun zaten vardı ve keşfedilmeyi bekliyordu.  O, sadece kozmik bilinç alanından( insanlığın toplam deneyimlerinin bulunduğu alan) sezgi kanalları ile bir doğru frekans yakalayarak bilgi çekmeyi başardı. Tesla da, AC motoru icat etmeden önde, onu zihninin ekranında gördüğünü ifade etmiştir. Stator rotor, bakır sargılar ve mıknatıslar bu adamın zihninde birden şimşek çakar gibi belirdi. Tesla zaten bir elektrik mühendisi idi. Onun tüm yaşamında elektrik ile ilgili arayışlar ve düşünceler vardı. Bu yoğun sinyaller- düşünceler, kozmik bilinçten veri çekilmesine olanak sağladı. O da AC motoru ve AC akımı bu veriler yardımı ile icat etti. Tüm dahi olarak bilinen insanların başına gelen budur, kozmik bilinç ile bir kontak kurarak doğru frekansı yakalamak. Sonra da o bilgileri bu havuzdan çekmek.  Bu işi yapan güç ruhtur, ruhun çalışma alanı bilincin kalıcı alanıdır. Verileri eyleme geçiren de bedendir. Bilgeler, her şeyin bilgisi içimizdedir dediklerinde, bunu kastediyorlar. Kozmik bilince erişme kanalımız, sezgimizdir. Bu bilgiye erişmek, dışarıdan değil içeriden yapılacak yoğunlaşma çalışmaları ile mümkün olur.  İnsanlığın var oluşundan bu yana, her bir bireyin tüm iyi kötü hayat deneyimleri, kalıcı kozmik bilinç alanına kayıt edilir. Hayatlar boyunca biriktirilen tüm tecrübeler burada saklıdır.  Kendini bir olayı çözmeye adayan, tüm samimiyeti ile gece gündüz çözüm için kafa yoran birinin, kısa bir süre sonra “ çözümü buldum” diye sevinçten nara atması mümkündür.  Sıkıntı içinde debelenen birinin, dua yolu ile yakarışları, belli bir enerji yoğunlaşmasına sebep olur ve bu enerji, gerekli yere gider. Sonunda güçlü ve samimi dua karşılık bulur.

Karma Meselesi

Karma, eylemlerin sonuçları olarak açıklanır (1). Karma felsefesine göre, her bir ruh, dünyaya bedenlendiğinde, 1 hayat boyunca yaptığı her eylemden sorumlu olarak, yaşamı bitirir ve bu yaşamda biriktirdiklerinden sorumlu olur. 2. Hayatı yaşamak üzere dünyaya indiğinde, o hataları telafi etmelidir. Dünyadaki yaşamının esprisi budur. Yapılan hatalar, telafi edilmek zorundadır. Dolayısı ile ruh, defalarca yer yüzüne inerek, hataları sıfırlayıp mükemmel olgunluğa –tekamüle ulaşmakla sorumludur. Ulaşmadığında ise, dünyaya defalarca iner, doğar yaşar ölür ve yine hesap vereceği alana çekilir. Bu çile, hatalar var oldukça devam eder. Karma, kişinin biriktirdiği iyi- kötü emelleridir. Hintlilerin tenasüh inancına göre, dünyada çok kötülükler yapan insanların, bir sonraki gene doğumda yeryüzüne hayvan olarak gelmesi mümkündür. Bazı düşünce ekollerine göre de insan, hayvan olarak gelmez, ancak insan olarak gelir ve hatalarının bedelini öder. Söz gelimi bu hayatta birini haksız yere öldürdüyseniz, bir sonraki yaşamda birileri sizi haksız yere öldürür. Böylece ruh, bu kötü deneyimden ders alır ve olgunlaşır.

Reenkarnasyon Gene doğum Nedir?

Reenkarnasyon, ölümsüz ruhların, defalarca yeryüzüne bedenlendiğini ileri süren bir inanıştır. Reenkarnasyonun gerçek olduğunu ortaya çıkarmak için binlerce araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların bazıları bu inanışa dayanak olmuş bazıları sonuçsuz kalmıştır.  Bu inanışa göre, insan ruhu ölümsüzdür, ruhun asıl mekanı dünya değildir. Dünyaya tekamül için iner ve bir bedeni seçer. Bedenle bir ömür geçirir ve bazı tasarruflarda bulunur. Beden, zamana ve mekana bağımlı sonlu bir araç olduğundan ölümlüdür. Ancak ruh için böyle bir bağ yoktur. Fiziksel dünyamızın üzerinde, astral gezegenler vardır. Ölüm sonrası her ruh, bu sayısız astral gezegenlerden birine yollanır. Bir süre dinlendirilir ve sonra rehber üst varlıklar eşliğinde ders alarak, yeniden dünyaya gelir. Dünyaya geldiğinde, ne için geldiğini bulmak zorundadır. Günümüzde regresyon terapileri ( 2) yapılarak geçmiş yaşamlar ortaya çıkarılmaktadır. Geçmiş yaşamdan kalan fakat bu yaşamda anlamlandırılamayan büyük sorunları çözmek için, regresyon terapileri bir çözüm olarak kullanılır(3).

RA Temasları

Uzaylılar denildiğinde aklımıza hemen uzay yolu filmi karakterleri gelir. Bu karakterlerin kimi korkunç, kimi komik şekillere bürünmüştür. Holywood’un, izleyicinin merakını ve ilgisini arttırmak amacı ile hayal ürünü olarak ürettiği birçok karakter, uzay filmlerinin daha çok izleyici çekmesini sağlamış. Gişe hasılatını arttırmaya yönelik olan bu filmler ve çalışmalar elbette gerçekleri yansıtmıyor. Ancak RA temasları, RA bilgileri kitaplarını okuyanların da anlayacağı gibi, çok daha ciddi mesajlar içeriyor. Ra bilgileri incelendiğinde, çeşitli zamanlarda, fiziksel kainatımıza sızan farklı evrenlerden gelen varlıkların, zaman zaman yer yüzüne inerek bazı mantıklı mesajlar verdikleri görülebilir.  Kitapta adı geçen RA da bir mesajcıdır ve insanları bazı konularda uyarmak amacı ile temas kurmuştur. İnsanlığımızın, henüz 3. Boyutta olduğunu ve kendisinin 6. Boyuttan mesajlar taşıdığını bildirir.  Toplamda tüm evrenlerin 8 boyuttan oluştuğu da bu kitaplarda geçmektedir.  RA bilgileri isimli kitapta yazılanları okuduğumuzda, büyük bir bilinç açılımı ve büyük bir farkındalık kazanımı olasıdır. Çünkü verilen bilgiler, bir üst boyuttan geldiğini iddia eden bir varlıktan geliyor, medyum aracılığı ile insanlara aktarılıyor. Medyum ise aktarılan bilgileri, orada hazır bulunan insanlara ( aralarında bilim insanları da var) aktarıyor.

Ölümün Ötesinde Neler Var?

Spiritüel merakı olanları çok heyecanlandıracak bilgiler içeren tek kitap RA bilgileri değil. Dr Bedri Ruhselman kitapları da hemen hemen aynı bilgileri veriyor. Verilen tüm bilgiler, farklı coğrafyalara, farklı zamanlarda gelip derlenmiş ve hepsi ortak bir paydada buluşuyor. Örneğin bir yoginin otobiyografisi kitabının yazarı olan Kriya Yoga üstadı Paramahansa Yogananda’nın kitabında “ gurumun dirilişi “ bölümünü okuyanlar, ustanın ölümden sonra tekrar dirilişini ve getirdiği mesajları net olarak görebilirler. Aynı mesajlar, yıllar sonra RA bilgileri kitabında ve ondan 50 yıl önce de Dr. Bedri Ruhselman’ın Kainat ve Nizam adlı eserinde geçiyor. Ek olarak Dr. Michael Newton’un ruhların yolculuğu kitabında da regresyon terapisine alınan deneklerin, önceki yaşamlar hakkındaki açıklamaları aynı çizgide ilerliyor. Dolores Cannon da bir regresyon terapisti olarak 10 yıllardır insanların geçmiş yaşamlarına inerek, onlardan bilgiler topluyor ve “ölümün ötesi” kitabında bu bilgilere yer veriyor. Bu kaynakların ortak paydası şudur: Ölümden sonra da yaşam vardır, ruhlar dünyayı terk ettiklerinde, başka bir boyuta alınıyorlar. Yaşam orada da devam ediyor. Dünyadaki eylemlerin durumuna göre, her bir insan farklı bir boyuta taşınıyor. Kötülük yapanlar, karanlık sisli dumanlı yerlere çekiliyor, iyilik yapanlar cennete benzer bahçelere taşınıyor. Fakat her ruh, bir kademe daha yükselmek için, deneyimlerini derinleştirmek zorunda hissediyor. O yüzden de en kolay ilerleme sağlayabileceği, dünya gibi gezegenlere inerek, deneyim alanında kendini geliştirmek için geliyor.  Bazı varlıklar da Merkür Venüs, Jüpiter Satürn Mars gibi gezegenlerde, bir süre faaliyetlerde bulunuyor.  Ufkunuzu sonuna kadar açmak için, bu kaynakları gözden geçirmenizi tavsiye ediyoruz.

 

Kaynak:

(1): https://tr.wikipedia.org/wiki/Karma

(2): Dr. Michael Newton Ruhların yolculuğu

(3): Doleres Cannon/ ölümün ötesi kitabı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.