Kronik bir anne hastalığı: çocuğa bağlılık

Kronik bir anne hastalığı: çocuğa bağlılık

Anne çocuk arasında kurulan ilişkinin hassasiyetine binaen genelde bütün kişisel gelişim eğitimlerinde çocuğun psikolojik dünyasına ve onun gerçekleştirdiği davranışlara önem verilir.

Onlar üzerinden incelemeler yapılır. Sonuçlara varılır. Ancak madalyonun görünmeyen bir yüzü daha var. Dünyayı ilk defa tanıyan çocuğun karşılaştığı ilk örnek olarak annesinin kendisine karşı bağ problemi. Yanlış bir tespit değil. Dünyaya çocuğun açısından baktığımızda ortada var olmayan onun için henüz tanımı bile olmayan bir problemin gözleri önünde yapılmaya başlamasıyla çocuk bu durumu normal kabul edip hayatı boyunca bu şekilde devam edeceğine inanır. Anne günden güne yorulur ve şikayetçi olmaya başlarken, çocuk doğal olarak bütün koşturmacanın ve ilginin kendisi için olması gerektiğine inandırıldığı için büyüdükçe değişen annesinin tavrına anlam veremez. Bağ oluştururken dikkat edilmesi gereken bu ince çizgi kaydığında ise psikologların ve psikiyatri servislerinin en fazla uğraştığı hasta çeşidi tabi olarak ortaya çıkar. İnsan ilişkilerinde sorunları olan asosyal, içe kapanık, vurdumduymaz bir kitle meydana gelir.

Fazlası zarar davranış: ilgi

Çocukla bağ kurmayı yalnızca onunla ilgilenip, onun yüzüne dönük bir şekilde oyunlarla, konuşmalarla sağlayacağını zannedip esasında yanılan ve gösterdiği bu aşırı ilginin çok değil yedi ila on yıl sonra meyvesini acı bir şekilde tadacak olan anne babaların sayısı günümüzde ne yazık ki oldukça fazla. Anne baba tarafından gelen şikayetlerin aslında büyük çoğunluğu değil, tamamı kendilerinin geçmişte çocuğa karşı davranış biçimlerindeki hatalarından ve öngörüsüzlüklerinden kaynaklanıyor. Anne baba çocuğa karşı olsun veya olmasın, çocuk yanında aynı odada bulunurken yaptığı bütün davranışlarıyla o çocuğun gelişimini ve geleceğini etkiliyor. Bunun farkında olmayıp yırtınırcasına evladım için yaşıyorum felsefesiyle didinen ebeveynler hem kendi ruh sağlıkları için zararlı hem de çocuklarının geleceği için yıkıcı bir eylem gerçekleştirdiklerinin aslında hiç farkında değiller.

Bu sebeple konumuz olan bağ problemi çocuğun problemi değil annenin hastalığıdır. Anne kronik bir bağ kurma ve ilgi hastalığına yakalandığında ve çevresi tarafından da bu davranışı alkış aldığında doğru yolda ilerlediğini zanneder. Ancak bir birey olarak anne sıfatından, kadın sıfatından sıyrılıp hepsinden daha önemli olan birey olma yetisini kaybettiğinde işte hem çocuğun hem annenin hem de bir ailenin çöküşünü arkamıza yaslanıp dehşetle seyredebiliriz.

Doğru yöntemi keşfetmek elinizde

Bahsedilen bütün bağ kurma problemleri ile ilgili herkesin kendi hayatında yaşadığı anılar ve parçalar illa ki bulunmaktadır. Peki kalıcı hasar bırakan ruhsal yaralar bırakmamayı ve hem anne için hem çocuk için en doğru bağı kurmayı nasıl başaracağız? Bunun için tek bir reçete söyleyemeyiz. Çünkü her birimiz farklı karakterlerde olduğumuz gibi hepimizin aile karakteri de birbirinden apayrıdır. Bir yöntemin birbiriyle çok daha duygusal ve nazik ilişkiler kuran aile bireyleri arasında uygulanması ile aynı yöntemin daha sert yapılı ve aile bireyleri arasındaki ilişkinin çok daha mantıksal yapı üzerine kurulu olduğu ailelerde uygulanması tabiki aynı iyileşme sonucunu vermeyecektir. Bunun için öncelikli olarak kendinizi, daha sonra ailenizin karakterini tanımış olmanız gerekmektedir. Çocuk ile bağ kurarken annenin kendini ihmal etmeye başladığını gördüğünüzde bir eş olarak dost olarak veya aynı durum kendi başınıza geldiyse ipleri elinize almanız ve gereken saygıyı önce anneye temin etmeniz gerekmektedir. Kendi varlığını diğer aile bireylerinden bağımsız olarak kabullenebilmiş bir kadın sağlıklı bireyler yetiştirip geleceğe en güzel yatırımı yapan bir insan olacaktır. Unutmayın ki iyi ve sağlıklı olmak öncelikle hastalığı fark etmenizle başlar. Kendinizde fark etmediğiniz ya da fark etseniz bile reddettiğiniz problemler ileride yalnızca size değil, çevrenizdekilere de zarar verecektir. Huzurlu ve sağlıklı yaşam önce fark etmekten geçer.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.