Neden Yaşlandıkça Daha İyimser Oluyoruz?

Neden Yaşlandıkça Daha İyimser Oluyoruz?

Neden yaşlandıkça daha iyimser oluyoruz? Orta yaş krizi herkes için değil. Gençlerin gelecek için diğer yaşlardaki insanlara göre daha fazla umutları olduğuna inanılıyor, buna genellikle "genç iyimserlik" deniyor. Jane Austen bile öyle düşünüyordu.

Neden yaşlandıkça daha iyimser oluyoruz? Orta yaş krizi herkes için değil. Gençlerin gelecek için diğer yaşlardaki insanlara göre daha fazla umutları olduğuna inanılıyor, buna genellikle "genç iyimserlik" deniyor. Jane Austen bile öyle düşünüyordu. “Sense and Sensibility” kitabında, “Genç bir zihnin önyargılarında özel bir çekicilik var ve daha genel kabul görmüş fikirlere yer verdiklerinde istemeden pişman oluyorsunuz” diye yazdı.

Ama gerçekten öyle mi? William Chopik ve meslektaşlarının Journal of Research in Personality'de yayınlanan yeni bir araştırmasına göre, iyimserlik aslında yetişkinlikte yükseliyor ve ancak daha sonra azalmaya başlıyor.

Ekip, iyimserliğin yaşla birlikte nasıl değiştiğini ve yaşam olaylarının bu yörüngeyi nasıl etkileyebileceğini öğrenmek için yola çıktı. 16 ila 101 yaşları arasındaki üç uzun süreli çalışmadan veri topladılar: biri Hollanda'dan (10.045 katılımcı), biri Almanya'dan (42.691 katılımcı) ve biri Amerika Birleşik Devletleri'nden (22.150 katılımcı).

Hollanda ve Amerika çalışmalarında iyimserlik altı puanlık bir ölçek kullanılarak ölçüldü. Katılımcılar, "Daha iyi şeyler olmasını bekliyorum" veya "Nadiren iyi şeyler bekliyorum" gibi ifadelere ne kadar katıldıklarını derecelendirdiler. Almanya'da katılımcılar gelecekle ilgili ne kadar iyimser veya kötümser olduklarını 1'den 4'e kadar bir ölçekte derecelendirdiler.

Araştırmacılar ayrıca çocuklarla (örneğin, çocuk sahibi olmak veya evden ayrılmak), ilişkilerle (örneğin, evlilik veya boşanma), ebeveynlerle (ebeveyn kaybı), taşınmakla, sağlıkla ve istihdamla (örneğin, ilk iş veya ayrılma) ilgili on altı yaşam olayına baktılar). Ekip daha sonra 2006'dan 2016'ya kadar iyimserlik derecesindeki değişiklikleri bu yaşam olaylarıyla karşılaştırarak değerlendirdi.

Sonuçlar, "genç iyimserlik" kavramının abartmanın sonucu olabileceğini gösterdi: Aslında, gençler orta yaşlı insanlardan daha az iyimserdi. Sonra bu gösterge uzun bir süre kaldı ve ancak yaşamın sonraki bir aşamasında tekrar düştü. Aynı şey karamsarlık için de geçerlidir. En yüksek oranlar yaşlılar arasındadır, ancak gençler arasında orta yaşa geldiklerinde keskin bir şekilde azalmaktadır.

Bu muhtemelen iyimserlik düşüncelerimizle uyumlu değildir, ancak orta yaşlı insanların daha iyimser olması anlaşılabilir bir durumdur. Yaşlandıkça, hem kariyerlerimizde hem de kişisel yaşamlarımızda giderek daha başarılı deneyimler yaşıyoruz. Hayattan ne istediğimizi daha iyi anlıyoruz ve ayrıca geleceğimizi kontrol ettiğimizi hissediyoruz, bu yüzden daha iyimser hissediyoruz.

Doğru, bu sonuç Alman örnekleminde doğrulanmadı: oradaki gençler orta yaşlı vatandaşlarından daha iyimserdi. Bilim adamları, bunun Almanya'daki belirli nesil dinamikleriyle ilgili olabileceğini düşünüyor.

Beklediğiniz gibi, iyimserlik bazen olumlu olaylarla ve karamsarlık olumsuz olaylarla ilişkilendirilir. Kronik bir hastalık, işsizlik ya da ölümden geçtiyseniz, gelecek için daha az umudunuz olacaktır. Bununla birlikte, farklı örneklerde sonuçlar farklı ve bazen daha gizemciydi: Örneğin, bazı durumlarda sağlık durumundaki olumsuz değişiklikler daha yüksek seviyelerde iyimserlikle ilişkilendirildi.

Bu çelişkili sonuçlar, yaşam olaylarının basitçe "oldu" veya "olmadı" olarak sınıflandırılmasından kaynaklanıyor olabilir ve aslında, insanlar bunları farklı şekillerde deneyimleyebilir. Örneğin, bir ayrılık, mutsuz bir ilişki içinde olan biri için olumlu bir yaşam olayı olabilir ve ebeveynin evini terk etmek, kişiye ve bağlama bağlı olarak duygusal olarak az ya da çok önemli olabilir. Gelecekteki araştırmalarda, yaşam olaylarının kategorilerini daha yakından incelemeye değer.

Bu kusurlar bir yana, çalışma aynı zamanda insanların genellikle hayatlarının çoğu için oldukça iyimser olduklarını ortaya koydu. Chopik, bu dayanıklılığın cesaret verici olduğunu söylüyor. "Hayatta gerçekten üzücü veya trajik olayların insanlar olarak bizi tamamen değiştirdiğini düşünüyoruz" diyor. "Ancak hastalık teşhisi konmuş veya başka bir krizden geçen insanlar yine de geleceğe ve ileride olacaklara olumlu bakabilirler."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.