İBB iştiraki İGDAŞ’ta sendikalı oldukları için işten çıkarılan taşeron çalışanından tepki

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden biri olan İGDAŞ'ta haksız yere işten çıkarılan taşeron işçisi, sesini duyurmak için belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’na sesleniyor. Yaşadığı haksızlığı Haber Ay ile paylaşan Mehmet Göktaş adındaki çalışan sendikalı oldukları gerekçesiyle iki arkadaşı ile birlikte işten çıkarıldığını söyledi.

01 Mayıs 2022 19:42 Gündem
İBB iştiraki İGDAŞ’ta sendikalı oldukları için işten çıkarılan taşeron çalışanından tepki

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden biri olan İGDAŞ'ta haksız yere işten çıkarılan taşeron işçisi, sesini duyurmak için belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’na sesleniyor. Yaşadığı haksızlığı Haber Ay ile paylaşan Mehmet Göktaş adındaki çalışan sendikalı oldukları gerekçesiyle iki arkadaşı ile birlikte işten çıkarıldığını söyledi.

Yaşadığı mağduriyeti şu sözler ile anlattı:

Öncelikle maruz kaldığımız haksızlık karşısında haklının tarafında yer alıp sesimizin duyulmasına destek verdiği için Haberay sitesi yetkililerine teşekkür ederim. Ben Mehmet Göktaş. 2014 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İGDAŞ’ta taşeron işçi olarak çalışmaya başladım. İGDAŞ’ta çalışmaya başladığım dönem, İGDAŞ bünyesinde taşeron çalışanlar ile İGDAŞ’ın kendi sözleşmeli personelleri arasında hem yaklaşım hem de sosyal ve ekonomik şartlar açısından bariz şekilde öz-üvey benzeri bir ayrım söz konusuydu. Taşeron olarak çalıştığımız dönemde maruz kaldığımız çifte standardı anlatmaya çalıştığımız takdirde konu çok uzayacağından sadece bir iki örnek verip asıl meselemize devam edeceğim. Mesela 2018 yılında belediye tasarruf yapmaya karar verdi ve o dönemde İGDAŞ bünyesinde ilk akla gelen tasarruf tedbiri biz taşeronların aldıkları maaş ücretlerini düşürmek oldu. Maaşlarımız düşürüldü ve hiçbir yönetici bize bir açıklama yapma zahmetine dahi katlanmadı. Sonrasında 2019 seçimlerinden 1 ay önce taşeron çalışanların gönlünü almak için tekrardan maaşımız eski seviyesine yükseltildi. Yine Avcılar’daki İGDAŞ binasında çalıştığımız dönemde bodrum katında penceresi olmayan, hava almayan, yağmur yağdığında üstümüze su damlayan ve cep telefonlarımızın çekmediği basık bir yer bizlere layık görülmüştü. Taşeron çalışanlar olarak işimizi kaybederiz kaygısı ile yaşadığımız bu çifte standart karşısında sesimizi yükseltme cesareti dahi gösteremiyorduk. Hele muhalif düşünceye sahip insanların söylemlerine hiç tahammül gösterilmiyordu. O dönemde muhalif çizgimi belli eden söylemlerde bulunmanın cezası olarak başka bölgeye sürgün edildim (Beylikdüzü’nde ikamet etmekteyim, çalışma yerim Avcılar Hizmet Binası iken ceza olarak Vatan Hizmet Binasına gönderildim). Örnekleri çoğaltabilirim ama konunun dağılmaması adına ana gündemimize dönüyorum.

Bizler 2019 seçimlerinde Sayın Ekrem İmamoğlu’nun İBB başkanı seçilmesinden sonra kendisinin çalışanların hakları konusunda duyarlı olacağı, her şey çok güzel olacak söyleminin bizler için de gerçekleşeceği ümidi ile daha insancıl ve daha iyi şartlarda çalışabilmek gayesiyle 2021 yılı Nisan ayı başlarında “sendikalaşmak” için bir adım attık. Üç dört gün gibi kısa süre içinde, ekonomik ve sosyal haklarımızı savunmak adına “bir kurtuluş adımı olur” düşüncesi ile çalışan arkadaşlarımızın % 70’i sendika üyesi oldu. Bunun üzerine 12 Nisan 2021 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İGDAŞ bünyesinde sendika konusunda öncülük yaptığımız gerekçesi ile ben ve iki arkadaşım ihaleyi almış olan şirketin merkezine çağrıldık. Görüşmeye gittiğimizde şirket yetkilileri tarafından bize “sendikalaşma düşüncemizden bir an önce vazgeçmemiz gerektiği, aksi halde işimize son verileceği” söylendi. Bizde bunun üzerine bizimle ilgili tasarrufun İGDAŞ’ta olduğunu ve ihale sözleşmesinde de bu durumun açıkça belirtildiğini ifade ettik. Firma yetkilileri, “İGDAŞ sizinle ilgili tüm yetkiyi bize bıraktı ve biz sendikalı çalışan istemiyoruz” dedi. Çalışma şartlarımızın düzeltilmesi adına böyle bir yola başvurduğumuzu, başka alternatifimiz olmadığını, geri adım atmayı düşünmediğimizi ifade edince işimize son verildi. Sonrasında da İGDAŞ tarafından kurumda güvenlik olarak çalışan arkadaşlara “yüz kızartıcı bir suç işlemişiz” gibi onurumuzu rencide edecek şekilde adımız ve resimlerimiz dağıtılmak suretiyle İGDAŞ’a ait binalara girişimize kesinlikle izin verilmemesi talimatı verildiğini öğrendik.

Yeni yönetimin sendikalı olmamız yönündeki düşüncemizi anlayışla karşılayacağından şüphemiz yoktu ama maalesef yeni yönetime olan inancımız işimize son verilmesi gibi bir hayal kırıklığı ile neticelendi. Hani anlatılır ya Sezar kendisini hançerleyenler arasında en güvendiği dostlarından Brütüs’ünde olduğunu fark edince, bu durum bağrına saplanan bıçak darbelerinden daha fazla canını acıtmış olmalı ki ağzından dökülen son sözlerin “Sen de mi Brütüs…” olduğu söylenir. Biz de yaşadıklarımızdan sonra bu durumu yaşatanlar için siz de mi demekten kendimizi alamadık.

Pir Sultan Abdal’a atfedilen bir söz var “Şu ellerin taşı bana hiç değmez ille de dostun bir tek gülü yaralar beni” sözleri ile ifade edilmeye çalışıldığı gibi İÇİNDE DEĞERİ OLANDIR YÜREĞE YARA VEREBİLEN. Haksızlığa uğradık, mağdur edildik, incindik, hayal kırıklığı yaşadık buna rağmen sükunet içinde hareket edelim, kimseyi kırmayalım, kimseyi incitmeyelim, köprüleri yıkmayalım, bize yaşatılan her türlü olumsuzluğu sinemize çekelim er geç bizi haksız yere işimizden edenler yanlışlarının farkına varır ve bu problem tatlıya bağlanır ümidi besledik. İşimize geri dönersek şayet utanmadan sıkılmadan birbirimizin yüzüne bakabilelim istedik. Bu düşünceyle sükunet içinde bekleyerek tam bir yılı geride bıraktık ama gördük ki bize bu acıları yaşatanlar hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar biz ise tüm iyi niyetimize rağmen hala mağduriyet yaşıyoruz.

Buradan işten atılmamızın kararını veren, bu kararı onaylayan ve kararda sorumluluğu olan idarecilere sesleniyorum. Başlarınızı kuma gömüp bize yaşattığınız haksızlığı görmezden gelmeniz veya konunun sizle alakası olmadığı şeklinde bir savunma içerisine girmeniz sorunların çözümü adına kabul edilebilecek bir yöntem değildir. Bizler geçmiş dönemlerde yaşadığımız sıkıntıların son bulması ümidiyle inanıp, güvenerek 2019 yerel seçimlerinde Ekrem Beyi destekledik (Bunu ispatlamam gerekirse ispatlayabilirim). Eminim ki Ekrem başkan yaşadığımız mağduriyetten haberdar olduğunda sorunun giderilmesi için gereken neyse yapacaktır. Bu konuda en ufak bir şüphem yok ama gönül isterdi ki keşke bu olay hiç yaşanmasaydı hadi bir kere yaşandı, kol kırılır yen içinde kalır düsturu ile karşılıklı anlayış gösterilerek hareket edilse ve problem bu noktalara kadar gelmeseydi. Hz. Ali (r.a)’nin bir sözü var: “Bir zulmü engelleyemiyorsanız, en azından onu herkese duyurun.” Bir sene sonunda anladım ki sesimizi duyuramadığımız takdirde bizler adına hiçbir şey düzelmeyecek. Başka çaremiz kalmadığına kanaat getirdikten sonra sesimizi duyurma adına yaşadıklarımızı internet üzerinden paylaşmaya başladık.

Memleketin her köşesi maalesef yangın yeri, yüzünüzü nereye çevirirseniz bir dokun bin ah işit tablosunu andıran manzaralar. Böyle bir ortamda memleketteki sorunların çözümü ile cedelleşmeyi kendine şiar edinmiş, işi başından aşkın, dağlar yükü meşguliyeti arasında Ekrem başkanın bizim mağduriyetimiz ile ilgilenmesini beklemek bencillik olarak algılanabilir. Ama ateş düştüğü yeri yakıyor ve herkes kendi dünyası içinde bir hayat yaşıyor. Denizyıldızı hikayesinde olduğu gibi;

Sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç delikanlıya oradan geçen bir adam sorar:

- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?

Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler. Adam sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var. Ne fark edecek ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.

- Bak onun için fark etti der.

Ekrem başkanın gündeminin çok yoğun olduğunu biliyoruz ama denizyıldızı hikayesinde olduğu gibi bizim sorunumuza da el atıp çözüm bulmasını bekliyoruz.

Dipnot: İşten çıkarma kararını İGDAŞ değil de ihaleyi alan taşeron firmanın verdiği yönünde söylemler duymaktayız. İGDAŞ ile taşeron firma arasında imzalanan sözleşmede çalışanlar ile ilgili şartnamenin 7.5 nolu maddesinde işten çıkarma ve işe alma ile ilgili durum açıkça belirtilmiş. Maddeyi aynen paylaşıyorum: YÜKLENİCİ’nin kiralık hizmet aracını ve sürücüyü değiştirmemesi esastır. Değişiklik yapılması gerekli olan hallederde yapılan değişiklik hakkında araç ve sürücü hizmete başlamadan İDARE’nin onayına sunacaktır.

Gene ihaleyi almış olan taşeron şirketin şartnameyi baz alarak işe iade mahkememizde yaptığı savunmadan bir bölümüde aşağıda belirtiyorum;

Davacı, en başından beri diğer davalı İGDAŞ İSTANBUL GAZ DAĞITIM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKET İşçisi olup işçilere işle ilgili talimatları veren, işin çalışma şekil ve şartlarını belirleyen de davacının en başından beri aralıksız ve kesintisiz çalışmasının olduğu diğer davalıdır. Şöyle ki;

• Davacının fiili ve hukuki olarak çalıştığı iş yeri başından beri diğer davalıdır.

• İşe alımları ve işten çıkarmaları yapan ve belirleyen de diğer davalıdır.

• Davacının emir ve talimatları aldığı amirleri diğer davalıya bağlıdır.

• İşçinin işi ile ilgili çalışma şekli ve koşulları da diğer davalı tarafından belirlenmektedir ve müvekkille hiçbir ilgisi yoktur.Kaldı ki Müvekkil şirketin işçi alımlarına ve çıkarılmalarına müdahale etme imkanı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte ; işbu davanın bir an için davacının lehine sonuçlandığı düşünülse bile böyle bir iş ilişkisinde asıl işverenin rızası hilafına müvekkil şirketin işçi alımına ve işçi çıkarılmasına müdahale etmesi ve tek taraflı bir kararla işçi istihdam etmesi fiilen ve hukuken mümkün değildir. Zira istihdam edilecek işçilerin çalışacağı yer asıl işverenin iş yeridir. İşe iade kararını müvekkil şirketin uygulaması fiilen ve hukuken mümkün değildir.

2
0
0
0
0
0
0
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
Habere Yorum Yap ( 0 )
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Ziyaretçilere aittir.
Keşfet