Sıradaki Haber

Diyarbakır ve Yüksekova'da plan ne?

Diyarbakır ve Yüksekova'da yaşanan olayların perde arkasında isyan planları mı var?

Diyarbakır ve Yüksekova'da plan ne?

Diyarbakır ve Yüksekova'da yaşanan olayların perde arkasında isyan planları mı var?

Siyaset
30 Ekim 2014 Perşembe 14:08
744 Okunma
Diyarbakır ve Yüksekova'da plan ne?

25 Ekim günü 3 asker mafya tarzıyla infaz edildi. Askerler çarşıda ve sivil haldeydiler. Hiçbiri silahlı değildi… Cinayeti işleyenler ise maskeliydi ve hemen hemen her asker sırtından, neredeyse ense kökünden kurşunlanarak öldürüldü…

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü ise bu kez hedefte bir astsubay vardı. Astsubay Necdet Aydoğdu, saldırıya uğradığı sırada silahsızdı, sivildi ve eşiyle alışverişteydi… Tıpkı Yüksekova’daki gibi maskeli saldırganlar arkadan yaklaştılar ve başına ateş ettiler… Genelkurmay'ın deyişiyle, "hunharca, adice ve kalleşçe" bir saldırıydı...

Her iki olayda da saldırganların yüzlerinin maske ile kaplı olması bazılarının aklına “derin devlet” veya “PKK dışı güçler” şüphesini getirdi. Nitekim PKK’nın silahlı kolu HPG, 28 Ekim’de Yüksekova saldırısı ile ilgilerinin olmadığını açıkladı. Gerçi örgüt kesin bir dille “biz yapmadık” demedi. Dediği “böyle bir emiri biz vermedik, araştırıyoruz” şeklindeydi. Ancak bu açıklama dahi belli çevrelerde gözlerin yeniden 'derin devlet' ve çeteleşmelere dönmesine yol açtı. Acaba birileri yeniden PKK-devlet çatışmasını hortlatıyor, tarafları kızıştırıp Çözüm Süreci’ni bitirmeye mi çalışıyordu?

PKK YAPTI

Öncelikle şunu artık kabul etmemiz gerekiyor, Çözüm Süreci sizlere ömür... Uzun süredir zaten işlevsiz olan süreç, eğer bunca cinayet ve tehditleşmeden sonra da hala "sürüyor" diyorsanız bu hayalcilik olur, kendini kandırmak olur…

İkincisi, saldırganların maskeli olması onların PKK’lı olmadığı iddiasını kanıtlamaz... Tam tersine örgüt mensupları, son yıllarda yoğun bir şekilde maske kullanmaktadırlar. En son Cizre’deki sözde özerklik ilanını hatırlayacak olursanız PKK, özellikle şehirlerdeki eylemlerinde maskeyi bir tür üniformaya çevirdi.

Üçüncü olarak Yüksekova saldırısı eğer PKK dışı güçler tarafından gerçekleştirilmiş olsaydı, örgüt daha ilk dakikadan itibaren saldırıyı kınar ve kesin bir şekilde inkâr ederdi. Örgütün bölgeyi devletten daha iyi tanıdığını ve uçan kuştan haberdar olduğunu hatırlayacak olur isek örgütün 3 askerin ölümünü kimlerin işlediğini bilmemesinin söz konusu olamayacağını kabul etmek gerekir. Tüm bu gerçeklere rağmen örgütten birkaç gün boyunca saldırıyı kınayan veya inkar eden bir tepki gelmedi, tam tersine saldırı PKK’ya yakın sosyal medya ve internet sitelerinde adeta kutsandı, sevinçle karşılandı. HDP dahi açıklamasında Yüksekova’da katledilen askerlerin Kağızman’da öldürülen 3 PKK’lıya karşılık olarak infaz edildiğini, yani ortada bir misilleme olduğunu ima etti.

Diyarbakır’daki son saldırıdan sonra HDP saldırıyı kınayan ve “biz söylemiştik, gördünüz mü yine saldırı oldu” tarzında bir açıklama yaptı. Ancak bu açıklamada da saldırının PKK tarafından gerçekleştirilmediği iddia edilemedi...

Öte yandan Genelkurmay Başkanlığı, 29 Ekim günlü açıklamasında Yüksekova cinayetlerini terör örgütü PKK’nın gerçekleştirdiğini isimler vererek ilan etti. Telsiz konuşmaları da Yüksekova saldırısını PKK'nın bölge yapısının işlediğini açıkça kanıtlıyor...

Aynı günlerde PKK'nın bir korucuyu eziyet ederek, hunharca katletmesi de örgütün bir seri cinayet ile birtakım hedefler peşinde koştuğunun kanıtıdır. Örgüt bu saldırılardan kimini kabul etmektedir, kiminin geç üstlenmekte, bazı eylemleri ise hiçbir zaman üstlenmemektedir. Bu tipik PKK tarzıdır ve geçmişte de benzerleri çokça görülmüştür. 

Bu bilgiler ışığında, her iki saldırının da PKK tarafından işlendiği söylenebilir. Örgüte bağlı birimlerin açıklamaları ve sosyal medya hesapları incelendiğinde bu saldırıların ilk olmayacağı, Türkiye’yi bu konuda gerçekten sıkıntılı günlerin beklediği de anlaşılmaktadır… Her iki saldırı da örgütün son günlerde izlediği stratejiye ve söylemine uymaktadır.

DERİN GÜÇ-DERİN PKK İDDİALARI

'Derin güçler' iddiasına gelince, bu tabloda dış istihbarat birimlerine veya içerideki derin yapılanmalara her zaman yer bulunabilir. Çünkü PKK gibi tabanı geniş terör örgütlerine sızmak çok kolaydır. Özellikle profesyonel istihbaratçılar kolayca örgüte girerler ve kısa sürede örgütün gözdesi haline gelebilirler. Aynı şekilde, bu tür örgütleri dolaylı yollarla yönlendirmek de mümkündür. Örgüte bir İranlıdan gelen bir telkinin asıl kaynağı ABD veya İsrail dahi olabilir. Bu tür mekanizmalar El Kaide’den PKK’ya kadar çok kez gözlenmiştir. Yüksekova ve Diyarbakır saldırılarının da bu tür bir girişimin ürünü olduğunu söylerseniz aksini ispat edebilmemiz mümkün değildir. Ancak hal böyle dahi olsa örgütün bu saldırılardaki sorumluluğu yüzde 100’dür, “kullanılıyorum” diye bir mazeret olamaz.

Komplocu açıklamalarda herhalde özellikle İran ve ABD ihtimali ön plana çıkmaktadır. İran şu sıralar bölgede çok aktiftir ve Barzani güçlerinin eğitilmesinden silahlandırılmasına kadar İranlıların faal oldukları bilinmektedir. Askeri yardımların PKK’yı kapsamadığını iddia edebilmek ise zordur. İran’ın Çözüm Süreci’nden mutlu olmadığını dünya alem biliyor. Hatta bazı İranlı yetkililer bunu zamanında itiraf dahi etmişlerdi. Ayrıca Türkiye ile PKK arasında çatışmalar yeniden alevlenirse Türkiye’nin Suriye’de Esad rejimine karşı enerjisinin kalmayacağı da düşünülmüş olabilir.

Benzeri bir teori kurmak isterseniz Amerikalıların da bölgede olası bir Kürt devletine, hatta Kürt devletlerine yeşil ışık yaktığını, bu doğrultuda bazı gizli işler yaptıklarını iddia edebilirisiniz. Ancak dediğimiz gibi bu iddialar da ispata muhtaçtır.

Son olarak, Yüksekova ve Diyarbakır’da askerlere saldıran maskeli kişilerin Ergenekon benzeri bir derin yapılaşmanın işi olduğunu iddia ederseniz bu komplo teoriniz de bu ülkede garip karşılanmaz. Çünkü Türkiye derin devleti bitirmek için yakaladığı büyük fırsatı iyi değerlendirememiştir ve kanaatimce derin çeteler kendilerini yenileyerek sahneye dönmüşlerdir. Ancak bahsettiğimiz 2 saldırıyı derinlerin yapıp yapmadığını elimizdeki verilerle söyleyebilmek zordur.

NEDEN?

Bu noktada karşılaştığımız en can yakıcı sorular "PKK neden bu kadar tepki çekecek bir yöntemle asker öldürüyor" ve "saldırılar devam edecek mi?" sorularıdır.

Örgüt, dışarıda bulduğu özgüven, dış cesaretlendirmeler ve Çözüm Süreci boyunca içeride biriktirdiği enerjisi ve teşkilatlanma gücü sayesinde artık kendisini büyük bir iç savaşa ve ayaklanmaya hazır hissediyor. Bir anlamda Arap Baharı benzeri bir Kürt Baharı'nın Türkiye'ye taşımayı hedefleyen PKK'nın bu hedefinin yeni olmadığını, Süreç'ten hemen önceki hedefi olduğunu hatırlatmamız gerekir. Başka bir deyişle örgüt cephesinde yeni bir gelişme yok. PKK, Çözüm Süreci'nde nerede kaldıysa buna çok daha cüretkar ve hoyrat bir şekilde geri dönüyor...

Saldırıların devam edip etmeyeceği sorusunun cevabı ise maalsef 'evet'. Örgüt bundan sonraki günlerde şiddetin dozunu arttıracak ve yaygınlaştıracaktır...

NE YAPMALI?

yazının tamamı internethaber'de

Son Güncelleme: 30.10.2014 14:22
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.