Sıradaki Haber

Bizim İçin Mübarek Beldeyi Korumak İmkan Değil İman İşidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda konuşuyor. ABD'nin S-400 hazımsızlığına tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Dün havalimanında gazeteci sordu, ABD eğer S-400 anlaşmasını Rusya ile yaparsa gerilime neden olur demiş. Neden gerilime neden olsun? Biz yıllardır ABD'yle bu tür şeylerde istediğimizi yapamıyorsak arayış içerisinde olmak durumundayız. Bunlar bir arayışın ürünüdür. NATO ülkesi olan Yunanistan yıllardır S-300'leri kullanıyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Biz şu anda Rusya Federasyonu'yla ilgili adımları attık. İnşallah S-400 füzelerini ülkemizde göreceğiz.'dedi.

Bizim İçin Mübarek Beldeyi Korumak İmkan Değil İman İşidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda konuşuyor. ABD'nin S-400 hazımsızlığına tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Dün havalimanında gazeteci sordu, ABD eğer S-400 anlaşmasını Rusya ile yaparsa gerilime neden olur demiş. Neden gerilime neden olsun? Biz yıllardır ABD'yle bu tür şeylerde istediğimizi yapamıyorsak arayış içerisinde olmak durumundayız. Bunlar bir arayışın ürünüdür. NATO ülkesi olan Yunanistan yıllardır S-300'leri kullanıyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Biz şu anda Rusya Federasyonu'yla ilgili adımları attık. İnşallah S-400 füzelerini ülkemizde göreceğiz.'dedi.

Siyaset
25 Temmuz 2017 Salı 12:41
Bizim İçin Mübarek Beldeyi Korumak İmkan Değil İman İşidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda konuşuyor. ABD'nin S-400 hazımsızlığına tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Dün havalimanında gazeteci sordu, ABD eğer S-400 anlaşmasını Rusya ile yaparsa gerilime neden olur demiş. Neden gerilime neden olsun? Biz yıllardır ABD'yle bu tür şeylerde istediğimizi yapamıyorsak arayış içerisinde olmak durumundayız. Bunlar bir arayışın ürünüdür. NATO ülkesi olan Yunanistan yıllardır S-300'leri kullanıyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Biz şu anda Rusya Federasyonu'yla ilgili adımları attık. İnşallah S-400 füzelerini ülkemizde göreceğiz.'dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle;
 
Körfez turumuzdan dün gece döndük. Bu kardeş ülkelere gerçekleştirdiğimiz ziyaretler hamdolsun başarılı bir şekilde geçti. İkili münasebetlerimiz yanında Körfez bölgesindeki kriz başta olmak üzere birçok meseleyi ele alma fırsatı bulduk. Son ziyarette bir kez daha görüldü ki Türkiye tüm taraflarla görüşebilen, köklü bağları olan nadir ülkelerden biridir. Son yıllarda yaptığımız temaslar, üst düzey ikili ziyaretler, Türkiye'nin nevi şahsına münhasır yerini daha da güçlendirmiştir. Ülke olarak kardeşlerimiz arasında yapay sorunlar nedeniyle gerilim yaşanmasını asla arzu etmiyorum. Enerjimizi terör gibi hepimizi tehdit eden konulara harcamak yerine, bölge içi krizlerle heba etmeye gönlümüz el vermiyor.
 
ATALARIMIZIN MESCİD-İ AKSA'YA 400 YIL HİZMET ETMİŞTİR
 
Müslamanların kavgaya değil dayanışmaya ihtiyacı var. Sorunlarımızı samimiyet ve açık yüreklilikle konuşmanın yollarını aramamız gerekiyor. Kardeşler arasında gereksiz gerilime neden olan krizin inşallah yakın zamanda hallolacağını ümit ediyorum. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretin Katar krizinin çözümüne katkı sağlayacağına inanıyorum. Müslümanların Mekke'deki Mescid-i Aram ve Medine'deki Mescid-i Nebevi'den sonraki üçüncü kutsal mabet Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dır. Bizim atalarımızın 400 yıl boyunca Mescid-i Aksa'ya hizmet şerefi nail olmuştur.
 
KUDÜS'Ü KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR BIRAKMADIK
 
Bölgeye işgale gelen İngilizlere en büyük darbelerden biri olan Kutülamare ve Fahrettin Paşa'nın Medine müdafaası hala akıllardadır. Geçmişte ders kitaplarımızda kasıtlı ve yanlış bir şekilde yer alan "Araplar bizi arkadan vurdu" yalanını artık bir kenara bırakmanın zamanı gelmiştir. Bugün PKK, FETÖ, DHKPC, DEAŞ gibi terör örgütleri yüzünden nasıl toplumun belli kesimlerini toptan suçlayamazsak I. Dünya Savaşı'ndaki bir takım yanlışlıklardan ötürü toptan Arapları suçlayamayız. Kudüs oluk oluk kan akıttığımız bir beldedir. Buraları kanımızın son damlasına kadar bırakmak zaten mümkün değildi.
 
BİZİM İÇİN MÜBAREK BELDEYİ KORUMAK İMKAN DEĞİL İMAN İŞİDİR
 
İsrail'in meşruiyeti kendisinin, Filistin ve Filistinin haklarına gösterdiği saygı ölçüsünde anlamlıdır. Kudüs'ün üç din için özel statüsüne hele hele Harem bölgesinin mahremiyetine saygı duymayan İsrail en büyük zararı kendisinin göreceği tehlikeli yola sapıyor demektir. İsrail yönetiminin işi Harem bölgesini Müslümanlara yasaklayarak, fiili işgale kadar götürmesi bardağın taşmaya başladığının işaretidir. Biz Müslümanlar için mubarek beldelerimizi korumak imkan değil iman meselesidir. İsrail elindeki silahlara, arkasındaki güçlere yani imkanlarına bakarak böyle bir yola tevessül ediyorsa çok yanılıyor. Mescid-i Aksa'nın  dört bir yanında direniş sergileyen Filistinli ve diğer Müslüman kardeşlerimizin dimdik ayaktadır.
 
LÜTFEN ORALARA GİDİN GİDEMİYORSANIZ YARDIM GÖNDERİN
 
Buradan tüm Müslümanlara çağrım, lütfen oraları ziyaret etsinler, gidememiyorlarsa kandil yağı timsali oraya yardım göndersinler. Bugün İsrail askerleri basit hadiseleri bahane edip pervasızca Mescid-i Aksa'nın bahçelernii pervasızca kirletiyorsa bunun sebebi bizlerin yeteri kadar Kudüs'e yeteri kadar sahip çıkmıyor oluşumuzdandır. Madem ki kalbimizin bir yarısı Mekke, bir yarısı Medine, üzerinde de bir tül gibi Kudüs vardır, öyleyse gelin hep birlikte Kudüs'e sahip çıkalım. Ama tıpkı Mekke'ye, Medine'ye sahip çıkar gibi çıkalım. Ne hristiyanların ne de musevilerin inançlarıyla, ibadetleriyle, ibadethaneleriyle bizim bir meselemiz yoktur.
 
SİNAGOGLARA SALDIRMAK BİZİM DİNİMİZCE YASAKLANMIŞTIR
 
Buradan milletimize, çeşitli düşünce gruplarına, siyasi partilere sesleniyorum. Mescid-i Aksa'da böyle bir şey oldu, bunun karşılığında buradaki sinagoglara saldırmanın hiçbir anlamı yoktur ve bu bizim dinimizce de yasaklanmıştır. Biz aynı yanlışa aynıyla mukabelede bulunamayız. Biz Ömer İbn-i Abdülaziz'in bir hristiyan arazisine ibadet hane yapan ve onu da bildirdiklerinde kalkıp yıktıran bir anlayışın mensuplarıyız.
 
ŞU ANDA YAPILAN MESCİD-İ AKSA'YI MÜSLÜMANLARDAN ALAM GİRİŞİMİDİR
 
Türkiye en ideal çözümün 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti ile aynı sınırlar içinde başkenti Telaviv olan İsrail devleti olan sınırları savunmayı devam edecek. Mescid-i Aksa'da Müslümanlara olan son günlerdeki tavrını şiddetle kınıyorum. Terörle mücadele bağlamında bir mesele varsa bunun kendi sınırları içinde ve doğru yöntemlerle ele alınması gerekiyor. Kendilerine söyledim, sayın Cumhurbaşkanıyla yaptığım görüşmede de söyledim, oraya ibadete giden Müslümanlara terörist muamelesi yapılmasını asla kabul edemeyiz. Aynı şekilde burada sinagoglara, havralara giden Musevilerin, Yahudilerin terörist muamelesini görmesini biz kabul edemeyiz. Bunları birbirine karıştırmamamız gerekmektedir. Şu anda yapılan Mescid-i Aksa'yı Müslümanların elinden alma girişimidir.
 
METAL DEDEKTÖRLER KALDIRILDI ÜMİT EDERİZ Kİ DEVAMI GELİR
 
İsrail Cumhurbaşkanı'na telefonda düşüncelerimi bizzat ilettim. Bu konudaki görüşlerimizi ifade eden bir açıklama yaptım İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanı sıfatıyla. Fransa Cumhurbaşkanı sayın Macron'la görüştüm. Dün gece döner dönmez Ürdün Kralı ile etraflıca görüşme imkanım old u. Oradaki metal dedektörlerin ittifakla kaldırılma kararını duydum, ümit ederiz ki devamı da gelir. İsrail'den bölgede yeni çatışma sebepleri üretmesini değil, bölgede ve bölgenin huzuruna katkı sağlayacak adımlar atmasını özellikle bekliyoruz.
 
SEN CUMHURBAŞKANINA İZİN VERMEYECEKSİN AMA AJANLARIN BURADA CİRİT ATACAK! YOK BÖYLE BİR ŞEY
 
Batılılar istiyor ki, Türkiye onlar ne arzu ediyorsa, ne talep ediyorsa hemen sorgusuz sualsiz bunu yerine getirsin. İstiyorlar ki, sadece onların çıkarları masada olsun, biz fedakârlıkta bulunalım. İstiyorlar ki, bize verilen sözler çiğnensin biz sesimizi çıkarmayalım. Onlar bizim vatandaşlarımızı örselerken onların ajanları ülkemizde cirit atsınlar biz hiçbir şey yapmayalım. İstiyorlar ki attıkları her tokadın ardından cevap vermek bir yana öteki yanağımızı da dönelim. Kusura bakmasınlar artık öyle bir Türkiye yok. Sen Türkiye'nin Cumhurbaşkanına, Bakanlarına ülkende konuşma imkanı vermeyeceksin, ama ajanların gelip burada cirit atacak, ülkemi parselleyecekler, yok böyle bir şey. Yaptığınız her saygısızlığın cevabını alacaksınız.
 
BİZİ BUNLARLA TEHDİDE KALKARSANIZ SİZ KAYBEDERSİNİZ
 
Ülkemizde neredeyse her gün eylem yapan bir terör örgütünün Suriye'deki uzantısını isim değişikliği oyunlarıyla koruma altını alıp, silahlandırırken itirazlarımıza kulak  tıkayanlar biz kendimizi korumak için operasyon yaptığımızda var güçleriyle bağırıyorlar. Ülkelerindeki kişilerle ilgili "Bu yargının işidir" diyen buna karşılık ülkemizde casusluk yaparken suç üstü yakalandığında işi krize dönüşen kendileridir. Sizdeki hukuk da bizdeki guguk mu? Almanya'da Amerika'da yapılınca suç sayılan eylem, Türkiye'de yapılınca niye hak ve özgürlük meselesine dönüşüyor. Üstelik bu işi delikanlıca götürmüyorlar. Hemen ekonomik belaltı vuruşlarına başvuruyorlar. Biz bugüne kadar hiçbir ülkenin Türkiye'deki yatırımlarıyla ters bir ilişkiye girmedik. 100 yılı aşkın süredir Türkiye'de faaliyet gösteren Alman firmaları var. Bugüne kadar hiç rahatsızlıkları olmadı. İyi de kazanıyorlar. Bizi bunlarla tehdide kalkarsanız yanılırsınız ve siz kaybedersiniz.
 
KANLI KATLİAMLARA İMZA ATANLAR BİZE İNSANLIK DERSİ VEREMEZ
 
I. ve II. Dünya savaşlarında karşılıklı olarak tarihin en acımasız ve en kanlı katliamlarına imza atanlar kusura bakmasınlar bize insanlık dersi veremezler. Irak, Suriye, Mısır, Libya, Kuzey Afrika, Afrika'nın diğer bölgelerinde Balkanlar'da olduğu gibi fırsat bulduklarında kan dökmekten çekinmeyenlerin bize söyleyecek sözü olamaz. Irak'ta, Suriye'deki insanların ölümünün arkasında asıl güçler bunlar değil mi? Eskiden tehditlerini süslü püslü kelimelerin arkasına saklayarak yaparlardı, şimdi alenen yapıyorlar. En azından artık daha dürüst davrandıkları için kendilerine müteşekkiriz. Kamuoüyunun süslü püslü kelimelerin arkasındaki çirkin yüzleri görmesi her zaman mümkün olmuyordu. Almanya'nın bilmem ne bakanı Türkiye'ye nasıl zarar vereceklerini medya önünde ifşa ettiklerine göre anlaşılan iyice çaresiz durumdalar.
 
VAKTİ ZAMANI GELİNCE HEPSİNİN AJANLARININ ÜZERİNE BİNECEĞİZ
 
Gezi olaylarına ümit bağladılar olmadı. FETÖ'ye umit bağladılar olmadı. Bir ara DEAŞ'ı üzerimize saldılar. Ama hiç heveslenmesinler. Şu ifadeye bak, "YPG terör örgütünü kullanmayın SDG'yi kullanın" Artık ne yaparlarsa yapsınlar çuvala sığmıyorlar. Bunlar bütün açıklığıyla ortada. Farklı kesimler üzerindeki arayışlarını yakından takip ediyoruz. Vakti zamanı gelince hepsinin ajanlarının üzerine binmeye devam edeceğiz.
 
ALMAN FİRMALARININ HİÇBİRİYLE SORUŞTURMA AÇILMADI
 
Alman firmaların Alman politikacılarından daha ferasetli, vizyon sahibi olduğunu görüyoruz. İş dünyasından gelen sinyaller yeni yatırımların kesintisiz sürdüğüne işaret ediyor. Türkiye'deki Alman firmalarının hiçbiriyle ilgili ne bir soruşturma ne bir kovuşturma kesinlikle yoktur, bu bir yalandır, hedef saptırmadır. Firmalarınıza sorun, nerede ne var. Eğer bulabiliyorsanız getirin gereğini yapalım. Şehir hastanelerimizle ilgili İstanbul İkitelli Hastanesi yaklaşık1,5 milyar dolarlık bir yatırım. Bunun kredi anlaşmasını İstanbul'da imzaladık. Yüzde 80'i Japon firması yüzde 20'si öz sermaye olmak üzere. Şu anda çalışmalar başladı. Dere yatağında akıyor, sıkıntı yok. Dereyi yatağından çıkarmayı Allah'ın izniyle bunları gücü yetmeyecek.
 
NŞALLAH S-400 FÜZELERİNİ ÜLKEMİZDE GÖRECEĞİZ
 
Eskiden büyük ölçüde yurtdışından aldığımız savunma sanayi malzemelernii artık kendimiz üretiyoruz çok şükür. İleride artık kimseye ihtiyacımız kalmayacak. Dün havalimanında gazeteci sordu, ABD eğer S-400 anlaşmasını Rusya ile yaparsa gerilime neden olur demiş. Neden gerilime neden olsun? Biz yıllardır ABD'yle bu tür şeylerde istediğimizi yapamıyorsak arayış içerisinde olmak durumundayız. Bunlar bir arayışın ürünüdür. NATO ülkesi olan Yunanistan yıllardır S-300'leri kullanıyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Biz şu anda Rusya Federasyonu'yla ilgili adımları attık. İnşallah S-400 füzelerini ülkemizde göreceğiz.
 
TÜRKİYE MUHATAPLARINI PAZAR KENDİSİNİ PAZARLAMACI GÖRMÜYOR
 
Türkiye tüm uluslararası normları karşılayan hukuk sistemi, aydınlık geleceği ile bütün yatırımcıları ülkesine bekliyor. Ülkemizin imkanları uluslararası yatırımcıların emrindedir. Biz sadece kendimiz kazanalım demiyoruz. Hiçbir zaman muhataplarımızı pazar kendimizi pazarlayan olarak görmedik. Hep kazan kazan  dedik. Şu ana kadar bunun tersine bir örneği kimse gösteremez.
 
GELİN MASADA OTURALIM AMA ADİL VE EŞİT OLACAKSINIZ
 
Avrupa'da, ABD'de eyaletler OHAL kararı alıyor. Sesiniz çıkmıyor. Kaldı ki bizdeki OHAL terör örgütlerine yöneliktir, şirketlere değil. Buna rağmen bizi tehdit etmekten geri durmuyorlar. Açıkça iade ediyorum, Türkiye'yi ambargo tehditleriyle korkutacağınızı sanıyorsanız büyük bir bedeli göze almanız gerekiyor. Bu milletin ve ülkenin arkasında Avrupa'nın her ülkesinden, dünyanın her yerinden insanların desteiği ve ümidi vardır. Biz neyi temsil ettiğimizi çok iyi biliyoruz. Bunun ağır sorumluluğunu üzerimizde hissediyoruz. Siz kime çattığınızı bildiğinize emin misiniz? Size bu tehditkâr üslubu bir yana bırakıp ülkemizle adil ve eşit şartlarla tartışmanızı, masaya oturmanızı tavsiye ediyorum. Gelin masada oturalım ama eşit şartlarla konuşalım. Ama köşeye sıkıştıralım falan demeden adil olacaksınız.
 
MİLLETİMİZİ SURİYELİLERE KARŞI TAHRİK ETMEK İHANETTİR
 
İşleri oluruna bırakarak bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek güçlenmek için diğer toplumların üzerine basmayı maharet sayarak, elimize verilen reçetelerle ülkemizi hak ettiği yere çıkaramayacağımızı biliyoruz. Bedelini ödemek pahasına olsa hak ve hakikat yolundan ayrılmayacağız. Ülkemize gelen 3,5 milyon Suriyeli kardeşimize bu yüz den sahip çıktık. Batı sahip çıktı mı? Hayır. Her toplumda olduğu gibi Suriyeliler arasında adli vakalara karışma olabilir. Ama istatistikler gösteriyor ki Suriyelilerin olaylara karışma oranı çok düşüktür. Suriyelilere karşı milletimizi tahrik etmek isteyenler en az PKK'lılar en az FETÖ kadar büyük bir ihanete aracılık ettiklerini bilmelidirler.
 
AK PARTİ'NİN BAŞARISI TÜRKİYE'NİN BAŞARISI OLACAKTIR
 
Son günlerde cihat cihat deniyor. Eğer nefs yolunda cihadı hallediyorsak en büyük cihat işte budur. Biz sürekli yeniden doğarak kendimizi tazelersek milletimizin desteğini hiçbir zaman kaybetmeyiz. Ne zaman ki statükoya teslim olursak, ne zaman ki metal yorgunluğunun üstesinden gelmekte zorlanırsak işte o zaman yolun sonuna gelmiş oluruz. Daha iyi olacağız, bundan şüphem yok. 2019'da ancak bu şekilde arzu ettiğimiz başarılara ulaşabiliriz. Bir olalım, iri olalım, diri olalım, hep birlikte Türkiye olalım. Unutmayınız başarısı da Türkiye'nin başarısı olacaktır.

Son Güncelleme: 25.07.2017 14:51
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.