Sıradaki Haber

Norton, Simmons savaşı sonucu

Kerem Akça 87. Oscar Ödülleri’nin ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ dalını yorumladı

Norton, Simmons savaşı sonucu

Kerem Akça 87. Oscar Ödülleri’nin ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ dalını yorumladı

Kültür Sanat
24 Ekim 2014 Cuma 18:10
846 Okunma
Norton, Simmons savaşı sonucu

22 Şubat’ta düzenlenecek 87. Oscar Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında, daha önce bahsettiğim üç başlı yarış devam ediyor. Abartılı makyaj ve fiziksel dönüşüm avantajına karşınMark Ruffalo fazlasıyla geri çekilmiş durumda. Esas yarış J.K. Simmons ile Edward Nortonarasında geçecek bir gözüküyor. “Whiplash”in Simmons’ına yüzde 45, “Birdman”in Norton’ına yüzde 30, “Foxcatcher”ın Ruffalo’suna yüzde 15 verirsek tablo kafanızda netleşecektir.

Oscar’ın el kitabı üç aşağı beş yukarı bellidir. Her kategoride spesifik kuralları göz önünde bulundurmak gerekebilir. Onları vurgulayınca işiniz kolaylaşır ve ortaya bir tanım çıkar. Oyuncular için ana mesele elbette vücut ölçülerini kaybetmek, belirleyici bir role sahip olmak, dışa dönük performans sergilemek (tabiri caizse rol kesmek) ve Amerikan değerlerine uygun tarihi bir karaktere bürünmektir. Bir de filmin karşısına oturanı ağlatma, etkileme gücüne sahipseniz, yırtmışsınız demektir. 

HEM EN GENCİ HEM EN YAŞLISI

Kötü adam portreleri genelde bu dalda aktif olurken, keşfedilmek istenen yıldız adayları da ağırlığını hissettirir. Ana oyuncu kategorilerinde almadıysa bu ‘teselli armağanı’ alanında zamanı geleni kıstırıp ödüllendirme de çok görülen bir şeydir. ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da Amerikalı ve İngiliz oyuncu adaylıkları baskındır. Ama Christoph Waltz, Javier Bardem, Joseph Schildkraut, Haing S. Ngor gibi ana dili İngilizce olmayan yabancıların ilk adaylıkta ödüle ulaşması da ilginç bir istatistiktir. En genç ve en yaşlı oyuncuların boy gösterdiği bir kategoridir bahsettiğimiz…

Aslında bu yönelimleri takip edince stratejik hamlelere de ayak uydurabiliriz. Leonardo DiCaprio, Jeff Bridges, Haley Joel Osment gibi isimlerin henüz 22 yaşına gelmeden adaylık aldığı bir dal bu. Aynı zamanda da 30 yaş altında sadece dört ismin, 70 yaş üzerinde 10’dan fazla oyuncunun zafer kazandığı bir alan…

NORTON, SIMMONS’I DEVİREBİLECEK Mİ?

Bu sene açıkçası olası bir sürpriz ivmesinden ziyade ‘bilinirlik’ öne çıkacak. Raimi’nin ‘Örümcek Adam’ (‘Spider-Man’) serisinin gıcık gazete patronu tiplemesiyle popüler kültüre sızan 59 yaşındaki J.K. Simmons, Sundance ve Cannes’da beğenilse de esasen Toronto’da başını öne attı. Baterist öğrencisinin potansiyelini açığa çıkarmak için çeşitli numaralar çeken, oyunlar oynayan ve gerilim yaratan bir bilirkişinin, öğretmenin davranışları kalıcı. Otoriter haliyle Simmons, Fletcher’a bir ruh, bir korkutuculuk katıyor, yüz ifadesiyle iz bırakıyor.


Onun Edward Norton ve Mark Ruffalo gibi daha önce aday olmuş isimlerle geçmesi beklenen bir yarış var. Norton, 97 ve 99’da henüz 30’una girmemişken heykelcik için yarışma şansına erişmişti. Hatta bunlardan ilkinde onun hakkının yendiğini söyleyenlerin de sayısız az değildi. Oyuncunun “Birdman” ile beklenen üçüncü adaylığında ise filmdeki ‘metot oyuncusu’ kimliğinin etkileyiciliğinin, baskınlığının ve makyajla dengeli dönüşümünün katkısı var. 

Ama bu dalda fiziksel değişimi en çok hissettiren Mark Ruffalo’nun güreşçi ağabey David Schultz… Güreş milli takımının güçlü isminin akrabasını canlandıran oyuncu, kilosundan saç şekline kadar her şeyini değiştirmiş. Gerçek bir ‘sokak insanı’na dönüşmüş. Açıkçası normal şartlarda Ruffalo’nun ağır basacağını düşünsek de, böylesi zeki hamlelere açık olmayan oyuncu bu durumdan ‘abartılı performans’ çıkaramadı, rol kesmeyi ya istemedi ya da beceremedi. Bu sebeple şimdilik saygıdeğer Simmons bir hayli önde. Hatta Ruffalo’nun, Marion Cotillard (“Pas ve Kemik”) ve John Hawkes (“Aşk Seansları”) örneklerinde olduğu gibi son dakikada dışarıda kalma ihtimali de var. Simmons’a şu aşamada tek kafa tutabilecek isim Norton gibi gözüküyor.

İKİNCİ ÜÇLÜ DUVALL, LERMAN VE HAWKE 

Öte yandan geçen sene bu dönemde yaptığım yorumlara ve oluşan kamuoyuna bakılınca Jonah Hill’in “Para Avcısı” (“The Wolf of Wall Street”, 2014) performansının sonradan açığa çıktığını görebiliyoruz. O zamanlar ‘uzak ihtimal’ olarak sırasını beklerken, sevilmesi ve bu dala uygun görülmesiyle erken yaşta ikinci adaylığını almıştı oyuncu. Bu sebeple de bu üç banko ve çekişmeyi belirleyen ismin arkasındaki isimlerde değişiklik olabilir. 

Ethan Hawke, bu kategorinin kriterlerini yakalayamasa da “Boyhood”un rüzgarını arkasına almış gibi gözüküyor. Ama bence kırılgan bir ‘ilk dörtte yer alır’ düşüncesi onunkisi. Altı kez aday olup bunlardan birinde ödülü kucaklayan duayen Robert Duvall, unutulmamalı. Açıkçası bu kategoride ölümcül hastalıkla boğuşurken mecburi bir fiziksel dönüşüm geçiren tipleme boşluğunu, saygıyla da dolduracak bir isim. “Yargıç”ta kemoterapi sürecindeki yaşlı bir babayı canlandırırken, adaylığa ulaşırsa bu kategoriye aday olan en yaşlı kişi olacak.

Bana kalırsa Hawke’u Logan Lerman’ın da devirme şansı yüksek. “Hiddet”te (“Fury”, 2014) en az bir başrol oyuncusu kadar rolü olan, şaşırtıcı göz kullanımıyla savaşın çaresizliğini yaşatan oyuncu, zihinlerde yer ediyor. Alkışlatma potansiyeline sahip bir karakter yaratıyor. Böylece Akademi’nin çok sevdiği ‘star iken yetenekli çıktı’ durumuna ayak uydurmayı hedefliyor. Lerman 22 yaşında aday olan birkaç isim arasına girecek mi, göreceğiz.



BİR JONAH HILL ÇIKAR MI?

Bu ay prömiyeri yapılan “Inherent Vice”ın Josh Brolin’inin esas rekabetçiler arasındaki yerini aldığını, ancak bu kategoride ‘olmazsa olmaz’ bir konum üstlenmediğini söyleyerek bir başka parantez açabiliriz.

Aralık vizyonunda neler olur? Tom Wilkinson (“Selma”), Takamasa Ishihara (“Unbroken”), “Albert Brooks (“A Most Violent Year”), Tim Roth (“Selma”), Johnny Depp (“Into the Woods”) şimdilik en belirgin sürpriz adayları. Açıkçası birçok filmdeki rol dağılımını da bilmiyoruz. Fragmanlardan yorum yapıyoruz.



“Selma”nın görüntülerinin çıkmaması Amerikan başkanı Lyndon B. Johnson’ı oynayan Wilkinson ile Alabama valisi George Wallace’ı canlandıran Roth’u sürüncemede bırakıyor. Ama Wilkinson öne çıkarılıyor. 1981’li Japon müzisyen Takamasa Ishihara’nın ya da namı diğer Miyavi’nin, ‘kötü ve baskıcı asker’ tipi ilgi görecektir. “Unbroken”ın görüntülerinde ana karakter ile onun çekişmesinde Akademi’nin seveceği bir abartı, bir bağırış çağırış var. 

KAZANAN BELLİ OLUNCA TARTIŞMAK DA ABES

Adı geçse de, genelde ‘mizahçı mı, oyuncu mu?’ sorusuyla bir kenara itildiğinden Albert Brooks’a şans tanımıyorum. Johnny Depp’in Gollum misali dijital canlandırma yaptığı bir performansa da kayabileceği düşünülüyor. Açıkçası Tommy Lee Jones (“The Homesman”), Ray Liotta (“Kill the Messenger”) ve F. Murray Abraham (“Büyük Budapeşte Oteli”) her zamanki saygıyla bu kategoride bir yerlere gelebilir. “Kayıp Kız”ın oyun oynayanlarından Neil Patrick Harris ve Tyler Perry’nin adından söz edenlerin ise sayısız az değil.

Western atmosferinde canlanan Tommy Lee Jones’un şirket zafiyetiyle (Roadside Attractions) geriye itildiği söylenebilir. Abraham daha önce heykelciğe ulaşması sebebiyle çok önemsenmezken, Liotta’nın öne çıkıp ‘uzak ihtimal’ deyişine uyduğu net. Böylece bu sene, tecrübeli isimlerin arasına sızabilecek, Akademi’nin sevdiği hikayelere sahip Logan Lerman ile Takamasa Ishihara’yı bir kenara ayırmak esaslı değerlendirme kıstasına dönüşüyor. Sonradan neler olur bilinmez. Ama J.K. Simmons Oscar’ı alır, onu zorlarsa Edward Norton zorlar. Ruffalo, rekabette gerilere düşerken, böyle durumlarda beliren ‘son dakikada dışarıda kalma’ hayal kırıklığını yaşayabilir.

Son Güncelleme: 24.10.2014 18:14
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.